Ayağa kalkınca baş dönmesi ve göz kararması çoğunlukla oturur veya yatar durumdan ayağa geçerken tansiyonun kısa süreli düşmesiyle ilişkilidir. Susuz kalma, uzun süre açlık, kansızlık, bazı tansiyon ve kalp ilaçları, kalp ritim sorunları, diyabetle ilişkili sinir hasarı ve bazı otonom sinir sistemi bozuklukları da benzer yakınmalara neden olabilir. Şikâyet sık tekrarlıyor, bayılmaya dönüşüyor veya göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ya da nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa değerlendirme gerekir.
Ayağa kalkınca baş dönmesi, göz kararması, sersemlik veya düşecekmiş gibi olma hissinin en sık nedenlerinden biri, vücudun pozisyon değişikliğine yeterince hızlı uyum sağlayamamasıdır. Yatarken veya otururken ayağa kalktığınızda yer çekimi nedeniyle kanın bir bölümü birkaç saniye içerisinde bacaklarda ve karın bölgesindeki damarlarda toplanır. Sağlıklı bir dolaşım sistemi bunu hemen fark eder; damarlar daralır, kalp hızı gerektiği kadar değişir ve beyne giden kan akımının korunması sağlanır.
Bu düzenleme yeterince hızlı gerçekleşmezse beyne giden kan akımı kısa süreli olarak azalabilir. Kişi birkaç saniye boyunca görüşünün karardığını, kulaklarında uğultu olduğunu, başının boşaldığını veya dengesini kaybedecekmiş gibi hissettiğini söyleyebilir. Genellikle oturmak veya yeniden uzanmak belirtileri kısa sürede azaltır.
Ara sıra, özellikle çok hızlı kalkıldığında birkaç saniyelik hafif sersemlik sağlıklı kişilerde de görülebilir. Ancak bu durum sık tekrarlıyorsa, her ayağa kalkışta oluşuyorsa, giderek şiddetleniyorsa veya bayılmaya neden oluyorsa yalnızca “hızlı kalktım” şeklinde açıklanmamalıdır. Susuz kalma, tansiyon düşüklüğü, kullanılan ilaçlar, kansızlık, kalp ritim bozuklukları ve otonom sinir sistemini etkileyen hastalıklar araştırılabilir.
Göz kararması çoğunlukla gözün kendisindeki bir hastalıktan değil, beyin ve görme sistemine ulaşan kan akımının kısa süreli azalmasından kaynaklanır. Kişi görüş alanının kenarlardan karardığını, etrafın birkaç saniyeliğine gri veya siyah göründüğünü ve ardından normale döndüğünü tarif edebilir.
Bu durum bazen baş dönmesiyle birlikte olur, bazen kişi yalnızca görmesinin karardığını söyler. Özellikle oturduktan veya uzandıktan sonra hızla ayağa kalkınca başlayıp birkaç saniye içerisinde geçmesi dolaşımın pozisyon değişikliğine verdiği yanıtla ilişkili olabilir.
Bununla birlikte görme kaybı yalnızca ayağa kalkmakla ilişkili değilse, tek gözde gelişiyorsa, birkaç dakikadan uzun sürüyorsa veya konuşma bozukluğu, kol-bacak güçsüzlüğü gibi nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa aynı mekanizmayı varsaymak doğru değildir. Bu durumda farklı göz ve nörolojik hastalıkların acil olarak değerlendirilmesi gerekebilir.
Ayağa kalkınca baş dönmesi ve göz kararmasının önemli nedenlerinden biri ortostatik hipotansiyon, yani pozisyon değişikliğiyle ortaya çıkan tansiyon düşüşüdür. Kişi yatar veya oturur pozisyondan ayağa geçtiğinde kan basıncında normalden fazla düşüş meydana gelir ve beyne ulaşan kan akımı geçici olarak azalabilir.
Klinik değerlendirmede genellikle kişi bir süre yatar pozisyonda dinlendirildikten sonra tansiyonu ve nabzı ölçülür; ardından ayağa kalktıktan sonraki ilk dakikalarda ölçümler tekrarlanır. Klasik tanımda sistolik tansiyonda en az 20 mmHg veya diyastolik tansiyonda en az 10 mmHg düşüşün ayağa kalktıktan sonraki ilk üç dakika içerisinde ortaya çıkması ortostatik hipotansiyonla uyumlu olabilir.
Ancak yalnızca bir ev ölçümündeki sayıya bakarak kesin tanı konulmaz. Ölçüm tekniği, kullanılan cihaz, kişinin sıvı durumu ve ilaçları sonucu etkileyebilir. Belirtilerle tansiyon değişikliğinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Evet. Otururken ölçülen tansiyonun normal olması, ayağa kalkıldığında tansiyonun kısa süreli düşmeyeceğini göstermez. Ortostatik sorunların temel özelliği zaten pozisyon değişikliği sırasında ortaya çıkmalarıdır.
Örneğin kişi otururken 120/75 mmHg tansiyona sahip olabilir ancak hızlı ayağa kalktığında kan basıncı geçici olarak belirgin düşebilir. Ölçüm yalnızca otururken yapıldıysa bu değişiklik fark edilmeyebilir. Bazı kişilerde ise tansiyon düşüşünden çok kalp hızının pozisyon değişikliğine verdiği yanıt önem kazanabilir. Bu nedenle değerlendirmede tansiyonun yanı sıra nabızdaki değişiklik de dikkate alınır.
Doktorunuzun Notu
“Normalde tansiyonum 12/8, o yüzden tansiyonla ilgili olamaz” düşüncesi doğru değildir. Ortostatik yakınmalar, normal dinlenme tansiyonuna sahip kişilerde de ortaya çıkabilir. Önemli olan yatarken veya otururken olan değer ile ayağa kalktıktan sonraki değer arasındaki değişimdir.
Hayır. Günlük dilde her türlü dengesizlik “baş dönmesi” olarak adlandırıldığı için iki durum sık karıştırılır. Ortostatik baş dönmesinde kişi genellikle göz kararması, sersemlik, boşluk hissi veya bayılacakmış gibi olma tarif eder. Özellikle yataktan veya sandalyeden kalkınca başlar ve yeniden oturulduğunda azalabilir.
Vertigoda ise kişi daha çok kendisinin veya çevresinin döndüğünü hisseder. “Oda dönüyor”, “yatağa yatınca etraf dönüyor” veya “başımı çevirince dönme başlıyor” şeklindeki tarifler iç kulakla ilişkili vertigoyu daha fazla düşündürebilir.
Örneğin benign paroksismal pozisyonel vertigoda başın belirli hareketleri kısa süreli dönme atağını tetikleyebilir. Bu durumda sorun tansiyon değil, iç kulaktaki denge sistemi olabilir. Dolayısıyla ayağa kalkınca bayılacak gibi olmak ile başı çevirince odanın dönmesi aynı mekanizma değildir.
Bazen olabilir. Uzun süre oturduktan veya yattıktan sonra çok hızlı ayağa kalkıldığında dolaşım sistemi birkaç saniyeliğine adapte olmakta gecikebilir. Özellikle sıcak ortamda, açken, uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra veya yeterince sıvı alınmamışsa bu daha belirgin hale gelebilir.
Genç ve sağlıklı bir kişide nadiren meydana gelen, birkaç saniye içerisinde tamamen geçen ve başka hiçbir belirtiye neden olmayan hafif sersemlik çoğunlukla ciddi bir hastalığa işaret etmez.
Ancak her kalkışta göz kararması, duvara tutunma ihtiyacı, yere çömelme veya bayılma gelişiyorsa durum artık fizyolojik bir adaptasyon olarak kabul edilmemelidir.
Sabah saatlerinde uzun süre yatay pozisyonda kaldıktan sonra birden ayağa kalkmak ortostatik belirtileri tetikleyebilir. Gece boyunca sıvı alınmaması nedeniyle sabah hafif sıvı eksikliği bulunması da bazı kişilerde yakınmaları artırabilir.
Bunun yanında gece kullanılan tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler veya uyku-sakinleştirici özellikteki bazı ilaçların etkisi sabah saatlerinde devam ediyor olabilir. Özellikle ileri yaştaki kişilerde gece tuvalete kalkarken ani pozisyon değişikliği düşme riskini artırabilir.
Sabah yataktan kalkarken önce oturup birkaç saniye beklemek, ardından ayağa geçmek bazı kişilerde yakınmayı azaltabilir. Ancak bu yalnızca semptomu yönetmeye yardımcı olur; sürekli tekrarlayan sorunun nedenini belirlemenin yerini tutmaz.
Evet. Sıvı kaybı ortostatik baş dönmesinin sık nedenlerinden biridir. Vücuttaki dolaşan kan hacmi azaldığında ayağa kalkarken kan basıncını korumak zorlaşabilir. Bu nedenle özellikle sıcak havada çok terleyen, yeterince su içmeyen veya ishal-kusma yaşayan kişilerde göz kararması ve baş dönmesi ortaya çıkabilir.
Susuzlukta ağız kuruluğu, yoğun susama, idrar miktarında azalma, idrar renginin koyulaşması ve halsizlik de görülebilir. Sıvı kaybı daha ileri seviyeye ulaştığında kalp hızı artabilir ve kişi özellikle ayağa kalktığında bayılacakmış gibi hissedebilir.
Bununla birlikte kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması uygulanması gereken kişilerin kendi kendine çok fazla sıvı tüketmesi uygun değildir. Sıvı alımı kişinin sağlık durumuna göre planlanmalıdır.
Evet. Sıcak havada cilt damarları vücuttaki fazla ısıyı uzaklaştırabilmek için genişler. Aynı zamanda terlemeyle sıvı ve elektrolit kaybı meydana gelebilir. Bu iki durum birlikte kan basıncının özellikle ayağa kalkarken daha fazla düşmesine yol açabilir.
Uzun süre güneşte veya sıcak ortamda kaldıktan sonra ayağa kalkınca baş dönmesi, halsizlik ve göz kararması bu nedenle daha belirgin olabilir.
Ancak sıcak ortam sonrasında kişinin bilinç durumu değişiyor, bayılma, ciddi halsizlik, yoğun kusma veya çok yüksek vücut sıcaklığı gelişiyorsa durum yalnızca basit tansiyon düşüklüğü şeklinde değerlendirilmemelidir. Isı bitkinliği veya sıcak çarpması gibi daha ciddi tablolar göz önünde bulundurulmalıdır.
Uzun süre aç kalmak bazı kişilerde halsizlik ve sersemlik hissini artırabilir. Özellikle gün boyunca çok az yemek yiyen ve aynı zamanda yeterli sıvı almayan kişilerde ayağa kalkarken yakınmalar daha belirgin hale gelebilir.
Sağlıklı bireylerde vücut açlık sırasında kan şekerini belirli sınırlar içerisinde tutmaya çalışır. Bu nedenle her açlık hissi gerçek hipoglisemi anlamına gelmez.
Buna karşılık diyabet tedavisi alan kişilerde insülin veya bazı kan şekeri düşürücü ilaçlar öğünlerle uyumsuz kullanılırsa gerçek hipoglisemi gelişebilir. Hipoglisemide terleme, titreme, yoğun açlık, çarpıntı, sersemlik ve bilinç değişikliği görülebilir.
Bu nedenle özellikle diyabeti olan kişide baş dönmesinin yalnızca tansiyondan kaynaklandığı varsayılmamalıdır.
Evet. Anemi, özellikle belirgin hale geldiğinde baş dönmesi, çabuk yorulma ve göz kararmasına katkıda bulunabilir. Hemoglobin dokulara oksijen taşıdığı için seviyesi düştüğünde beyin ve kasların oksijen ihtiyacının karşılanması zorlaşabilir.
Kişi özellikle fiziksel aktivite sırasında veya hızlı ayağa kalktığında daha belirgin baş dönmesi yaşayabilir. Halsizlik, solukluk, çarpıntı, eforla nefes darlığı ve baş ağrısı da anemiyle birlikte görülebilir.
Özellikle yoğun adet gören kadınlarda demir eksikliği önemli bir neden olabilir. Erkeklerde ve menopoz sonrası kadınlarda yeni saptanan açıklanamayan demir eksikliği ise yalnızca takviyeyle geçiştirilmeden kan kaybının kaynağı açısından araştırılabilir.
Ferritin vücuttaki demir depoları hakkında bilgi verir. Demir depoları hemoglobin belirgin biçimde düşmeden önce azalabilir. Bu dönemde bazı kişiler halsizlik, egzersiz kapasitesinde azalma veya huzursuz bacak yakınmaları yaşayabilir.
Ancak ferritin düşüklüğü olan herkeste ayağa kalkınca göz kararması beklenmez ve tek başına ortostatik belirtilerin kesin nedeni olarak kabul edilmez. Kişinin tam kan sayımı, ferritin ve diğer demir parametreleri birlikte değerlendirilerek gerçek demir eksikliği ve anemi olup olmadığı belirlenebilir.
B12 eksikliği ciddi hale geldiğinde anemi oluşturabilir ve bunun sonucunda halsizlik, baş dönmesi ve çarpıntı meydana gelebilir. Ayrıca B12 sinir sistemi için de önemli olduğu için uzun süren eksiklikte uyuşma, karıncalanma ve denge problemleri gelişebilir.
Bu durumda kişinin “başım dönüyor” şeklinde ifade ettiği sorun bazen gerçek ortostatik sersemlikten çok denge bozukluğu olabilir. Bu nedenle B12 eksikliğinden şüphelenildiğinde belirtilerin niteliği ve kan testleri birlikte değerlendirilmelidir. Yalnızca baş dönmesi nedeniyle rastgele B12 takviyesi kullanmak doğru değildir.
Evet. Dinlenme tansiyonu doğal olarak düşük olan bazı kişilerde özellikle hızlı ayağa kalkma sırasında baş dönmesi ve göz kararması daha kolay ortaya çıkabilir. Ancak düşük tansiyon her zaman hastalık değildir. Bazı sağlıklı genç kişiler uzun yıllar boyunca 90/60 mmHg civarında tansiyonla hiçbir belirti yaşamadan hayatlarına devam edebilir.
Bu nedenle tansiyonun rakamından çok kişide belirti oluşturup oluşturmadığı önemlidir. Daha önce hiçbir yakınması olmayan bir kişinin tansiyonu aniden düşmeye başlamışsa sıvı kaybı, ilaçlar, kanama veya farklı nedenler araştırılmalıdır.
Düşük tansiyonla birlikte bayılma, ciddi halsizlik, soğuk terleme veya bilinç bozukluğu gelişmesi daha önemli bir dolaşım problemi anlamına gelebilir.
Bazı tansiyon ilaçları özellikle tedavinin başlangıcında, doz yükseltildiğinde veya başka ilaçlarla birlikte kullanıldığında ortostatik tansiyon düşüklüğüne katkıda bulunabilir. İdrar söktürücüler vücuttan sıvı ve tuz atılımını artırabilir. Bazı damar genişletici ilaçlar ve kalp hızını etkileyen tedaviler de ayağa kalkarken kan basıncı yanıtını değiştirebilir.
Ancak baş dönmesi olduğu için tansiyon ilacını kendi kendine azaltmak veya bırakmak doğru değildir. İlacın kesilmesi hipertansiyonun kontrolsüz hale gelmesine veya kalp-damar riskinin artmasına neden olabilir. Belirtilerin ilaç başladıktan veya doz değişikliğinden sonra ortaya çıktığı düşünülüyorsa doktor tedavi planını gözden geçirebilir.
İdrar söktürücü ilaçlar, yani diüretikler, vücuttan su ve sodyum atılımını artırabilir. Hipertansiyon, kalp yetersizliği ve farklı sağlık sorunlarında önemli tedavilerdir. Bazı kişilerde özellikle doz yüksekse veya sıcak havada aşırı sıvı kaybı da varsa dolaşan kan hacmi azalabilir ve ortostatik baş dönmesi gelişebilir. Elektrolit düzeylerindeki değişiklikler de halsizlik veya çarpıntı gibi ek yakınmalara neden olabilir. Diüretik kullanan bir kişide baş dönmesi geliştiğinde ilaç kendi kendine bırakılmamalı; kan basıncı, böbrek fonksiyonları ve gerektiğinde elektrolitler değerlendirilmelidir.
Bazı antidepresan, antipsikotik, uyku ve sakinleştirici ilaçlar sersemlik oluşturabilir veya kan basıncının pozisyon değişikliğine verdiği yanıtı etkileyebilir. Özellikle yeni ilaç başladıktan veya doz artırıldıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması ilaç etkisini düşündürebilir. Ancak psikiyatrik ilaçların ani kesilmesi de ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle baş dönmesiyle ilaç arasında ilişki düşünülüyorsa reçete eden hekimle görüşmek gerekir.
Evet. Kan basıncının ayağa kalkarken ayarlanmasında otonom sinir sistemi önemli rol oynar. Bu sistem kalp hızını, damarların daralıp genişlemesini ve birçok istemsiz vücut işlevini kontrol eder.
Parkinson hastalığı ve bazı nörodejeneratif hastalıklarda otonom sinir sistemi etkilenebilir ve ortostatik hipotansiyon gelişebilir. Bu kişilerde yemek sonrası tansiyon düşüklüğü, kabızlık, idrar sorunları veya terleme değişiklikleri gibi başka otonom belirtiler de bulunabilir.
İleri yaştaki bir kişide sürekli ortostatik baş dönmesi yalnızca kullanılan ilaçlara bağlanmadan nörolojik belirtiler açısından da değerlendirilmelidir.
Uzun süreli diyabette sinir sisteminin farklı bölümleri zarar görebilir. Otonom nöropati geliştiğinde kan damarlarının pozisyon değişikliğine verdiği yanıt bozulabilir ve ayağa kalkınca tansiyon düşebilir. Diyabetli bir kişide ortostatik belirtilerin yanında mide boşalmasında yavaşlama, mesane sorunları, terleme değişiklikleri veya istirahat kalp hızında farklılık gibi başka otonom belirtiler de bulunabilir. Bunun yanında diyabet tedavisine bağlı hipoglisemi de baş dönmesi yapabileceği için iki durum birbirinden ayrılmalıdır.
POTS, postüral ortostatik taşikardi sendromu adı verilen ve özellikle ayağa kalkınca kalp hızında belirgin artışla karakterize olabilen bir otonom sinir sistemi bozukluğudur. Kişi ayakta durduğunda çarpıntı, baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, titreme, beyin sisi ve egzersiz intoleransı yaşayabilir.
POTS ile klasik ortostatik hipotansiyon aynı şey değildir. POTS'ta temel bulgulardan biri, belirgin bir ortostatik tansiyon düşüşü olmadan ayakta kalınca kalp hızının aşırı artmasıdır. Tanı yalnızca “ayağa kalkınca nabzım yükseliyor” ifadesine dayanmaz. Yaşa göre kalp hızı değişimi, belirtilerin süresi ve başka hastalıkların dışlanması gerekir. Son yıllarda sosyal medyada POTS hakkında farkındalık artmış olsa da her baş dönmesi ve çarpıntıyı POTS olarak yorumlamak doğru değildir.
Ayağa kalktığımızda nabzın bir miktar hızlanması normaldir. Vücut bacaklarda toplanan kanı telafi etmek için kalp hızını artırabilir. Ancak nabzın çok belirgin şekilde yükselmesi ve buna baş dönmesi, göz kararması veya çarpıntı eşlik etmesi farklı değerlendirilmelidir.
Susuz kalma, anemi, ateş, tiroid hormonlarının fazla çalışması, bazı ilaçlar ve POTS benzeri otonom problemler kalp hızının fazla yükselmesine neden olabilir. Kalp ritim bozuklukları da ayağa kalkmayla tesadüfen aynı dönemde belirti verebilir. Özellikle kalbin düzensiz attığı hissediliyorsa EKG veya gerektiğinde daha uzun süreli ritim kaydı gerekebilir.
Olabilir. Çoğu vakada daha basit dolaşım nedenleri bulunmakla birlikte kalp ritim bozuklukları veya kalbin pompalama işlevini etkileyen bazı hastalıklar da beyne giden kan akımını geçici olarak azaltabilir. Özellikle çarpıntının bir anda başlayıp çok hızlı veya düzensiz hale gelmesi, bayılmaya yakın his oluşturması veya göğüs ağrısı ve nefes darlığının eşlik etmesi kardiyolojik değerlendirmeyi daha önemli hale getirir. Ailede genç yaşta ani kalp ölümü öyküsü bulunması veya kişinin egzersiz sırasında bayılması da ayrıca dikkat gerektirir.
Doktorunuzun Notu
Ayağa kalkınca göz kararmasına belirgin çarpıntı eşlik ediyorsa yalnızca tansiyon ölçmek yeterli olmayabilir. Nabzın ne kadar arttığı ve ritmin düzenli olup olmadığı da önemlidir. Bazı kişilerde sorun kan basıncından çok kalp hızının veya ritminin pozisyon değişikliğine verdiği yanıttır.
Evet. Kalp çok hızlı, çok yavaş veya düzensiz çalıştığında beyne ulaşan kan miktarı geçici olarak azalabilir. Kişi sersemlik, göz kararması veya bayılacakmış gibi olma yaşayabilir. Ritim bozukluğunun bazı türleri sürekli olmadığı için poliklinikte çekilen kısa EKG sırasında görülmeyebilir. Belirtilerin sıklığına göre Holter veya daha uzun süreli ritim takip cihazları kullanılabilir. Baş dönmesinin yanında aniden başlayan belirgin çarpıntı veya bayılma varsa ritim değerlendirmesi daha önemlidir.
Bazı ileri kalp kapağı hastalıkları özellikle fiziksel aktivite sırasında baş dönmesi veya bayılmaya neden olabilir. Aort kapağının ciddi şekilde daralması buna örnek verilebilir.
Bu kişilerde eforla nefes darlığı ve göğüs ağrısı da görülebilir. Ancak yalnızca ayağa kalkınca birkaç saniyelik göz kararması, kalp kapağı hastalığının tipik tek belirtisi değildir. Muayenede kalpte üfürüm duyulması veya başka kardiyak belirtilerin bulunması durumunda ekokardiyografi gibi yöntemlerle değerlendirme yapılabilir.
Kalp yetersizliğinde kan basıncının düşük olması veya kullanılan tedavilerin etkisi nedeniyle bazı kişilerde ortostatik yakınmalar gelişebilir.
Ancak kalp yetersizliğinde daha sık karşılaşılan belirtiler eforla nefes darlığı, çabuk yorulma, bacaklarda şişlik ve bazı kişilerde yatarken nefes darlığıdır.
Kalp yetersizliği tedavisinde kullanılan ilaçların önemli yaşam süresi ve hastaneye yatış yararları bulunduğu için baş dönmesi geliştiğinde ilaçların kendi kendine kesilmesi doğru değildir. Doz ve tansiyon dengesi doktor tarafından değerlendirilmelidir.
Evet. Belirgin kan kaybı dolaşan kan hacmini azaltarak özellikle ayağa kalkınca baş dönmesi, göz kararması ve kalp hızında artışa neden olabilir.
Kan kaybı her zaman dışarıdan görünmeyebilir. Mide veya bağırsak kanamalarında siyah-katran görünümünde dışkı, dışkıda kırmızı kan veya kanlı kusma görülebilir. Kadınlarda çok yoğun adet kanaması da akut veya kronik kan kaybına neden olabilir.
Baş dönmesiyle birlikte ciddi halsizlik, solukluk, soğuk terleme, hızlı nabız veya bayılma meydana geliyorsa kanama açısından daha hızlı değerlendirme gerekebilir.
Evet. Siyah-katran görünümündeki dışkı üst gastrointestinal sistem kanamasının belirtisi olabilir. Kan kaybı belirginleştiğinde kişinin tansiyonu özellikle ayağa kalkarken düşebilir ve baş dönmesi gelişebilir.
Bununla birlikte demir ilaçları ve bazı gıdalar da dışkıyı koyulaştırabilir. Ancak yapışkan, katran benzeri ve kötü kokulu siyah dışkıyla birlikte halsizlik ve baş dönmesi varsa gastrointestinal kanama açısından değerlendirme yapılmalıdır.
Özellikle bayılma, kanlı kusma veya ciddi genel durum bozukluğu gelişiyorsa acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.
Evet. Çok yoğun veya uzun süren adet kanamaları zaman içerisinde demir eksikliği ve anemi oluşturabilir. Kan kaybı çok fazlaysa daha akut biçimde dolaşım hacmini de etkileyebilir.
Kadınlar bazen yıllardır yoğun adet gördükleri için kanama miktarını normal kabul edebilir. Ancak kısa süre içerisinde çok sayıda ped veya tampon değiştirmek, büyük pıhtıların sık gelmesi veya adet nedeniyle günlük yaşamın belirgin etkilenmesi değerlendirilmelidir.
Ayağa kalkınca baş dönmesine halsizlik, çarpıntı ve nefes darlığı eşlik ediyorsa hemoglobin ve demir depolarının değerlendirilmesi gerekebilir.
Menopoz sonrası vajinal kanama normal adet olarak değerlendirilmez ve miktarı az olsa bile nedeninin araştırılması gerekir. Kanama fazla miktardaysa kan kaybına bağlı baş dönmesi ve göz kararması gelişebilir. Özellikle kanamayla birlikte bayılacakmış gibi olma, belirgin halsizlik veya kalp hızında artış varsa daha hızlı değerlendirme gerekir.
Bu konu ile ilgili detaylı bilgi için “Menopozda Kanama Normal mi? Ne Zaman Tehlikelidir?” başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz. .
Gebelik sırasında damar sistemi ve dolaşan kan hacminde önemli değişiklikler meydana gelir. Özellikle gebeliğin belirli dönemlerinde tansiyon daha düşük seyredebilir ve hızlı ayağa kalkıldığında baş dönmesi yaşanabilir.
Uzun süre ayakta kalmak, sıcak ortam ve yetersiz sıvı alımı yakınmayı artırabilir. Ancak gebelikte şiddetli veya sürekli baş dönmesi, bayılma, vajinal kanama, karın ağrısı, göğüs ağrısı veya nefes darlığı gibi ek belirtiler varsa değerlendirme geciktirilmemelidir. Özellikle erken gebelikte kanama ve baş dönmesi birlikteliği dış gebelik gibi önemli durumlarda da görülebileceğinden sağlık değerlendirmesi gerekir.
Adet sırasında kan kaybı, ağrı, yetersiz beslenme veya sıvı alımının azalması bazı kadınlarda sersemlik hissini artırabilir. Yoğun adet gören kişilerde uzun dönemde gelişmiş demir eksikliği de baş dönmesinin daha sık olmasına neden olabilir. Her adet döneminde ciddi göz kararması veya bayılma görülüyorsa ve özellikle kanama miktarı fazlaysa yalnızca “adet döneminde olur” şeklinde kabul edilmemelidir.
Yemekten sonra sindirim sistemine giden kan akımı artar. Sağlıklı kişilerde vücut bunu damar ve kalp yanıtlarıyla telafi eder. Ancak özellikle ileri yaştaki kişilerde veya otonom sinir sistemi bozukluğu bulunanlarda yemek sonrasında kan basıncı düşebilir. Bu durum postprandiyal hipotansiyon olarak adlandırılır.
Büyük ve özellikle karbonhidrattan zengin öğünlerden sonra bazı kişilerde belirtiler daha belirgin olabilir. Yemekten sonra ayağa kalkınca baş dönmesi sürekli tekrar ediyorsa kullanılan tansiyon ilaçları, öğün düzeni ve dolaşım yanıtı birlikte değerlendirilebilir.
Özellikle çok sıcak duş damarların genişlemesine neden olabilir. Duş sırasında uzun süre ayakta kalmak ve sıcaklık etkisiyle kanın bacaklarda göllenmesi, sonrasında baş dönmesini kolaylaştırabilir. Susuz kalmış kişilerde bu etki daha belirgin olabilir. Duş sonrası ciddi baş dönmesi yaşıyorsanız çok sıcak sudan kaçınmak ve duş sonrası ani hareket etmemek yardımcı olabilir. Ancak sık tekrarlayan yakınmanın altında yatan neden yine değerlendirilmelidir.
Yoğun egzersiz sırasında kaslara giden damarlar genişler. Egzersiz aniden sonlandırıldığında kasların kanı kalbe geri göndermeye yardımcı olan pompa etkisi azalırken damarlar bir süre geniş kalabilir. Bu nedenle kan basıncı geçici olarak düşebilir.
Egzersiz sonrasında aniden durmak yerine kısa bir soğuma dönemi yapmak bazı kişilerde belirtileri azaltabilir. Bununla birlikte egzersiz sırasında veya hemen sonrasında bayılmak, özellikle göğüs ağrısı veya çarpıntı eşlik ediyorsa kalple ilgili nedenler açısından değerlendirilmelidir.
Beyne ve iç kulağa giden kan akımının kısa süreli değişmesi sırasında bazı kişilerde kulakta uğultu veya çınlama hissi oluşabilir. Bu durum göz kararması ve sersemlikle aynı anda ortaya çıkabilir. Ancak sürekli tek taraflı çınlama, işitme kaybı veya gerçek dönme hissi bulunuyorsa iç kulak hastalıkları açısından KBB değerlendirmesi gerekebilir. Dolayısıyla ayağa kalkınca birkaç saniyelik uğultuyla gün boyu devam eden tinnitus aynı durum değildir.
Ortostatik tansiyon düşüşünde vücut kan basıncını toparlayabilmek için sempatik sinir sistemini aktive edebilir. Bunun sonucunda kalp hızlanabilir, terleme ve titreme hissi oluşabilir. Ancak soğuk terleme ve titreme hipoglisemi, panik atağı ve farklı dolaşım sorunlarında da görülebilir. Özellikle kişi diyabet tedavisi alıyorsa kan şekeri ölçümü anlamlı olabilir. Göğüs ağrısı ve ciddi halsizlik eşlik ediyorsa daha önemli kardiyak veya dolaşımsal nedenlerin dışlanması gerekebilir.
Panik atağında hızlı solunum, çarpıntı, göğüste sıkışma, baş dönmesi, uyuşma ve bayılacakmış gibi hissetme görülebilir. Ancak ortostatik baş dönmesinin özellikle ayağa kalkmakla tutarlı biçimde tetiklenmesi farklı bir mekanizmayı düşündürür. Kaygı ve ortostatik sorunlar aynı kişide birlikte de bulunabilir. Bu nedenle belirtilerin “stres” olarak kabul edilmesinden önce belirgin tansiyon veya ritim sorunları gerektiğinde değerlendirilmelidir. Tıbbi nedenler dışlandıktan sonra kaygı bozukluğunun belirgin etkisi bulunuyorsa uygun psikolojik veya psikiyatrik destek semptom yönetimine yardımcı olabilir.
Boyun fıtığı boyun, omuz ve kola yayılan ağrı, uyuşma veya güç kaybı oluşturabilir. Ancak klasik olarak ayağa kalkınca birkaç saniyelik göz kararmasının sık nedeni değildir. “Boynumda fıtık var, baş dönmem ondandır” düşüncesi nedeniyle ortostatik tansiyon düşüklüğü, anemi veya kalp ritim sorunlarının gözden kaçırılmaması gerekir. Baş hareketleriyle tetiklenen dönme hissi varsa iç kulak kaynaklı vertigo da daha olası olabilir.
Boyun damarlarındaki aterosklerotik daralmalar çoğunlukla yalnızca ayağa kalkınca birkaç saniyelik göz kararmasının tipik nedeni değildir. Karotis damar hastalığı daha çok geçici veya kalıcı nörolojik belirtilerle ilişkilidir. Tek taraflı güç kaybı, yüz kayması, konuşma bozukluğu veya tek gözde geçici görme kaybı gibi belirtiler özellikle önemlidir. Bu tür belirtiler ortaya çıktığında “tansiyonum düştü” diye beklemek yerine inme açısından acil değerlendirme yapılmalıdır.
Yalnızca ayağa kalkınca birkaç saniyelik göz kararması çoğunlukla inmenin tipik belirtisi değildir. Ancak baş dönmesine yüzde kayma, bir kol veya bacakta güçsüzlük ya da uyuşma, konuşma bozukluğu, çift görme veya belirgin yürüme bozukluğu eşlik ediyorsa inme açısından değerlendirme gerekir.
Özellikle belirtiler aniden başladıysa süre kaybedilmemelidir. İnmede her zaman klasik baş dönmesi olmayabilir ve bazı arka dolaşım inmelerinde belirgin denge bozukluğu görülebilir. Bu nedenle yeni ve şiddetli nörolojik belirtiler basit tansiyon düşüklüğü olarak kabul edilmemelidir.
Doktorunuzun Notu
Ayağa kalkınca birkaç saniyelik göz kararması ile aniden başlayan konuşma bozukluğu, tek taraflı güç kaybı veya çift görme aynı şey değildir. Nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa ortostatik tansiyon düşüklüğünü düşünerek evde beklemek doğru değildir.
Hayır. Bayılma, yani geçici bilinç kaybı, değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Bazı bayılmalar vazovagal mekanizma veya ortostatik tansiyon düşüklüğü gibi daha iyi huylu nedenlerle ilişkili olabilir ancak kalp ritim bozuklukları ve yapısal kalp hastalıkları gibi önemli nedenler de bulunabilir.
Bayılmanın öncesinde göz kararması, terleme ve bulantı olması vazovagal bir mekanizmayı düşündürebilir. Buna karşılık herhangi bir uyarı olmadan aniden yere düşmek veya egzersiz sırasında bayılmak kardiyak nedenler açısından daha dikkatli değerlendirilir.
Bayılma sırasında düşmeye bağlı kafa travması gelişmesi de ek risk oluşturur.
Göz kararması ve düşecekmiş gibi olma başladığında düşmeyi önlemek için güvenli şekilde oturmak veya uzanmak önemlidir. Mümkünse bacakları bir miktar yükseltmek venöz kanın kalbe dönüşüne yardımcı olabilir.
Ayakta kalmaya çalışmak veya yürümeye devam etmek düşme ve yaralanma riskini artırabilir. Belirti geçtikten sonra çok hızlı şekilde yeniden ayağa kalkmamak gerekir. Bu yaklaşım acil anda yaralanmayı önlemeye yardımcı olur ancak sık tekrarlayan olayların nedeninin araştırılmasının yerini tutmaz.
Belirtiler özellikle pozisyon değişikliğiyle oluşuyorsa yataktan veya sandalyeden kademeli kalkmak faydalı olabilir. Yatarken önce oturmak, birkaç saniye beklemek ve ardından destek alarak ayağa kalkmak özellikle ileri yaştaki kişilerde düşme riskini azaltabilir.
Yeterli sıvı almak, sıvı kaybı nedeniyle ortaya çıkan ortostatik yakınmaları azaltabilir. Ancak kalp veya böbrek hastalığı bulunan ve sıvı kısıtlaması uygulanan kişiler doktorlarının önerisinin dışına çıkmamalıdır.
Uzun süre hareketsiz ayakta kalmamak ve özellikle sıcak ortamlarda dikkatli olmak da yararlı olabilir. Bazı hastalarda kompresyon çorapları veya farklı fiziksel önlemler kullanılabilir ancak bunların gerekliliği kişinin altta yatan problemine göre belirlenir.
En önemli nokta, baş dönmesini yalnızca semptomatik olarak azaltmak değil, sık tekrarlıyorsa nedenini belirlemektir.
Bazı ortostatik hipotansiyon hastalarında hekim kontrolünde sodyum alımının artırılması tedavi planının bir parçası olabilir. Ancak “tansiyonum düşüyor” diyerek herkese fazla tuz tüketmesini önermek doğru değildir.
Hipertansiyon, kalp yetersizliği veya böbrek hastalığı bulunan kişilerde fazla tuz ciddi sorunlara yol açabilir. Ayrıca baş dönmesinin nedeni tansiyon düşüklüğü değilse gereksiz sodyum yükü herhangi bir fayda sağlamaz.
Bu nedenle tuz ve sıvı düzenlemeleri kişinin mevcut hastalıkları dikkate alınarak yapılmalıdır.
Kafein bazı kişilerde kısa süreli olarak kan basıncını yükseltebilir ancak ortostatik hipotansiyon için standart ve güvenilir bir tedavi değildir. Fazla kafein çarpıntı, kaygı ve uyku bozukluğunu artırabilir. Ayrıca kişinin baş dönmesinin altında kalp ritmi problemi varsa yoğun kafein yakınmaları kötüleştirebilir. Dolayısıyla baş dönmesini sürekli kahve içerek kontrol etmeye çalışmak nedenin araştırılmasının yerini tutmaz.
Ev ölçümü bazı kişilerde yararlı bilgi sağlayabilir. Genellikle birkaç dakika yatarak dinlendikten sonra tansiyon ve nabız ölçülür. Ardından kişi güvenli şekilde ayağa kalkar ve yaklaşık birinci ve üçüncü dakikalarda ölçümler tekrarlanabilir.
Ancak belirgin baş dönmesi veya bayılma eğilimi olan kişinin bunu yalnız yapması düşme riski oluşturabilir. Ev cihazlarının ölçüm hataları da olabilir. Bu nedenle sonuçların sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmesi daha doğrudur. Özellikle ayağa kalktıktan sonra sistolik kan basıncında 20 mmHg veya diyastolik kan basıncında 10 mmHg ve üzeri düşüş görülmesi ortostatik hipotansiyon açısından anlamlı olabilir; fakat tek ölçüm kesin tanı değildir.
Her baş dönmesinde aynı laboratuvar testleri gerekmez. Testler kişinin sağlık öyküsü ve eşlik eden belirtilerine göre planlanır. Anemi düşünülüyorsa tam kan sayımı, demir eksikliği açısından ferritin ve gerekli diğer demir parametreleri değerlendirilebilir. B12 eksikliği, kan şekeri bozuklukları veya tiroid hastalığı düşündüren belirtiler varsa ilgili testler istenebilir. Susuzluk, diüretik kullanımı veya böbrek hastalığı bulunan kişilerde böbrek fonksiyonları ve elektrolitlerin değerlendirilmesi gerekebilir. Amaç geniş bir “baş dönmesi paneli” yapmak değil, belirtilerin gösterdiği olası nedenleri hedefli biçimde araştırmaktır.
Çarpıntı, bayılma veya kalp hastalığı şüphesi bulunan kişilerde EKG değerlendirmesi önemli olabilir. EKG kalbin elektriksel ritmi hakkında bilgi verir ve bazı ritim veya iletim bozukluklarını gösterebilir.
Ancak aralıklı ritim bozukluklarında EKG muayene sırasında normal çıkabilir. Bu durumda belirtilerin özelliklerine göre Holter veya daha uzun süreli ritim takibi yapılabilir. Her ortostatik baş dönmesi yaşayan kişiye mutlaka EKG gerekmeyebilir; karar kişinin yaşına, öyküsüne ve eşlik eden belirtilere göre verilir.
Tilt table, yani eğik masa testi, kişinin kontrollü biçimde yatay pozisyondan daha dik pozisyona getirilmesi sırasında tansiyon ve kalp hızının izlenmesini sağlayan bir testtir. Özellikle nedeni açıklanamayan tekrarlayan bayılmalarda, vazovagal senkop veya bazı ortostatik bozukluklardan şüphelenildiğinde kullanılabilir. Her ayağa kalkınca başı dönen kişiye tilt testi yapılmaz. İlk değerlendirmede öykü, ortostatik tansiyon ölçümleri, kullanılan ilaçlar ve temel testler çoğu zaman daha önceliklidir.
Tipik olarak yalnızca ayağa kalkmayla başlayan ve oturunca geçen ortostatik sersemlikte rutin beyin MR'ı çoğu zaman ilk inceleme değildir. Beyin görüntülemesi daha çok yeni nörolojik bulgular, ciddi baş ağrısı, travma, belirgin denge bozukluğu veya başka nörolojik hastalık şüphesinin bulunduğu durumlarda gündeme gelir.
Bu nedenle “başım dönüyor, mutlaka MR çekilmeli” yaklaşımı doğru değildir. Test seçimi baş dönmesinin nasıl bir baş dönmesi olduğuna göre yapılmalıdır.
Nedeni belli olmayan ve sık tekrarlayan ayağa kalkma baş dönmesinde ilk değerlendirme için Dahiliye (İç Hastalıkları) uygun bir başlangıç olabilir. Tansiyon değişiklikleri, anemi, sıvı-elektrolit sorunları, kan şekeri ve kullanılan ilaçlar değerlendirilebilir.
Belirgin çarpıntı, bayılma, göğüs ağrısı veya kalp hastalığı şüphesi varsa Kardiyoloji Bölümü değerlendirmesi gerekebilir. POTS veya başka otonom bozukluklar, Parkinson hastalığı veya nörolojik belirtiler ön plandaysa Nöroloji değerlendirmesi gündeme gelebilir.
Kişinin asıl şikâyeti ayağa kalkmayla değil baş hareketiyle oluşan gerçek dönme hissiyse Kulak Burun Boğaz Bölümü veya Nöroloji Bölümü değerlendirmesi daha uygun olabilir. Bu nedenle hangi bölüme gidileceği yalnızca “başım dönüyor” ifadesinden değil, baş dönmesinin özelliklerinden belirlenir.
Şikâyet sık tekrarlıyorsa, son dönemde belirgin biçimde artmışsa veya kişinin günlük yaşamını etkiliyorsa değerlendirilmesi gerekir. Özellikle her sabah yataktan kalkarken bir yere tutunmak zorunda kalmak, düşme korkusu nedeniyle hareketleri kısıtlamak veya birkaç kez bayılmaya yaklaşmak basit bir yakınma olarak görülmemelidir.
Yeni ilaç başladıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması, yoğun adet kanaması, kilo kaybı, uzun süren ishal veya kusma gibi ek bilgiler de altta yatan neden açısından önemlidir.
İleri yaştaki kişilerde tekrarlayan ortostatik baş dönmesi düşme ve kırık riskini artırabileceği için daha erken değerlendirme uygun olabilir.
Ayağa kalkınca birkaç saniyelik hafif göz kararması çoğunlukla acil değildir. Ancak gerçek bayılma, göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, çok hızlı veya düzensiz çarpıntı, yeni nörolojik bulgular veya ciddi kanama belirtileri eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir.
Yüzün bir tarafında kayma, bir kol veya bacakta ani güç kaybı, konuşma bozukluğu veya çift görme inme açısından önemlidir. Kanlı kusma, siyah-katran görünümünde dışkı veya çok yoğun vajinal kanamayla birlikte baş dönmesi ise kan kaybını düşündürebilir.
Egzersiz sırasında bayılmak veya hiçbir ön belirti olmadan aniden bilinç kaybetmek de kalple ilişkili nedenler açısından değerlendirilmelidir. Baş dönmesi sonrasında düşüp başınızı çarptıysanız, özellikle kan sulandırıcı kullanıyorsanız sağlık değerlendirmesi gerekebilir.
Doktorunuzun Notu
Ayağa kalkınca baş dönmesinde asıl hedef yalnızca “tansiyonu yükseltmek” değildir. Susuzluk, ilaçlar, anemi, ritim bozukluğu veya otonom sinir sistemi sorunu gibi farklı nedenlerin tedavileri birbirinden tamamen farklı olabilir. Doğru tedavi, doğru nedeni bulmakla başlar.
Ayağa kalkınca gözüm neden kararıyor?
Ayağa kalkıldığında yer çekimi nedeniyle kanın bir bölümü kısa süreli olarak bacaklarda toplanır. Vücut damarları daraltıp kalp hızını düzenleyerek beyne giden kan akımını korumaya çalışır. Bu yanıt birkaç saniye gecikirse göz kararması, sersemlik veya bayılacakmış gibi olma hissi gelişebilir. Susuz kalma, bazı ilaçlar, anemi ve ortostatik hipotansiyon bu durumu daha belirgin hale getirebilir. Şikâyet her kalkışta oluşuyorsa veya bayılma gelişiyorsa değerlendirilmelidir.
Ayağa kalkınca baş dönmesi tansiyon düşüklüğü mü demektir?
Her zaman değil. Ortostatik tansiyon düşüklüğü sık nedenlerden biridir ancak anemi, sıvı kaybı, kalp ritim sorunları, POTS ve bazı otonom sinir sistemi hastalıkları da benzer şikâyet oluşturabilir. Ayrıca gerçek vertigo yaşayan bir kişi de baş dönmesini benzer şekilde ifade edebilir. Tansiyon ve nabzın yatarken ve ayağa kalktıktan sonra ölçülmesi değerlendirmeye yardımcı olabilir. Nedeni yalnızca belirtilere bakarak kesinleştirmek doğru değildir.
Ayağa kalkınca baş dönmesi kansızlıktan olabilir mi?
Evet. Özellikle belirgin demir eksikliği anemisinde dokulara taşınan oksijen miktarı azalabilir ve kişi halsizlik, çarpıntı, eforla nefes darlığı ve baş dönmesi yaşayabilir. Yoğun adet kanaması bulunan kadınlarda demir eksikliği daha sık görülebilir. Erkeklerde veya menopoz sonrası kadınlarda açıklanamayan demir eksikliği varsa kan kaybının kaynağı da araştırılabilir. Tam kan sayımı ve gerekli demir testleri tanıda yardımcı olur.
Ayağa kalkınca kalbim hızlanıyor ve gözüm kararıyor, POTS olabilir mi?
Olabilir ancak bu belirtiler tek başına POTS tanısı koydurmaz. Ayağa kalkıldığında kalp hızının bir miktar artması normal fizyolojik bir yanıttır. POTS'ta kalp hızındaki artış belirli tanısal sınırların üzerindedir, belirtiler kronik olarak devam eder ve belirgin ortostatik tansiyon düşüşü gibi başka nedenlerin dışlanması gerekir. Susuzluk, anemi, tiroid hastalıkları ve bazı ilaçlar da benzer biçimde nabzı artırabilir. Bu nedenle tanı klinik değerlendirme ve uygun ortostatik ölçümlerle konulur.
Ayağa kalkınca göz kararması ne zaman tehlikelidir?
Kısa süren ve nadiren meydana gelen hafif göz kararması çoğunlukla acil değildir. Ancak gerçek bayılma, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ciddi veya düzensiz çarpıntı ya da yeni nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa hızlı değerlendirme gerekir. Siyah dışkı, kanlı kusma veya yoğun vajinal kanamayla birlikte baş dönmesi önemli kan kaybını düşündürebilir. Egzersiz sırasında bayılmak veya hiçbir uyarı olmadan bilinç kaybetmek de kalple ilişkili nedenler açısından önemlidir. Bu belirtilerde rutin poliklinik randevusu beklenmemelidir.
Ayağa kalkınca baş dönmesi ve göz kararması çoğunlukla vücudun pozisyon değişikliğine verdiği dolaşım yanıtıyla ilişkilidir. Yatarken veya otururken ayağa geçildiğinde kanın bir bölümü yer çekimi nedeniyle bacaklarda toplanır. Damarlar ve kalp bu değişime yeterince hızlı yanıt veremezse beyne giden kan akımı kısa süreli azalabilir ve kişi birkaç saniye boyunca gözünün karardığını veya bayılacakmış gibi olduğunu hissedebilir.
Ara sıra ve yalnızca çok hızlı kalkıldığında meydana gelen hafif sersemlik sağlıklı kişilerde de görülebilir. Ancak yakınmaların sıklaşması, kişinin her ayağa kalkışta bir yere tutunmak zorunda kalması veya bayılmanın ortaya çıkması değerlendirmeyi gerektirir.
Ortostatik hipotansiyon önemli nedenlerden biridir ancak tek olasılık değildir. Susuzluk, sıcak hava, uzun süren ishal veya kusma, anemi, kullanılan bazı tansiyon ve kalp ilaçları, kalp ritim bozuklukları ve otonom sinir sistemini etkileyen hastalıklar benzer belirtiler oluşturabilir.
Diyabetik otonom nöropati, Parkinson hastalığı ve POTS gibi durumlarda da ayağa kalkma sırasında dolaşım yanıtı etkilenebilir. Bu nedenle özellikle baş dönmesine çarpıntı eşlik ediyorsa tansiyonun yanı sıra nabız değişikliklerinin de değerlendirilmesi gerekir.
Baş dönmesinin niteliğini doğru tarif etmek tanıya yardımcı olur. Göz kararması ve bayılacakmış gibi olma daha çok dolaşım sorunlarını düşündürürken çevrenin gerçekten dönmesi iç kulak kaynaklı vertigo gibi farklı nedenlere işaret edebilir.
İlk değerlendirmede yatarken ve ayağa kalktıktan sonra tansiyon ve nabız ölçümleri yapılabilir. Kişinin belirtilerine göre tam kan sayımı, demir parametreleri, kan şekeri, tiroid veya elektrolit testleri değerlendirilebilir. Çarpıntı veya bayılma varsa EKG ve gerektiğinde ritim takibi gibi kardiyolojik incelemeler gerekebilir.
Tedavide herkes için aynı yöntem kullanılmaz. Sıvı kaybı varsa sıvı dengesinin düzeltilmesi, ilaç ilişkisi varsa tedavinin doktor tarafından yeniden düzenlenmesi, anemi varsa nedeninin bulunarak tedavi edilmesi veya otonom bir hastalık bulunuyorsa buna yönelik yaklaşım gerekir.
Şikâyet başladığında güvenli şekilde oturmak veya uzanmak düşme riskini azaltabilir. Özellikle sabah yataktan kalkarken önce oturup kısa süre beklemek ve ardından yavaşça ayağa kalkmak yararlı olabilir.
Buna karşılık bayılma, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ciddi çarpıntı, yeni nörolojik belirtiler veya belirgin kanama bulgularıyla birlikte olan baş dönmesi basit tansiyon düşüklüğü şeklinde değerlendirilmemeli ve acil sağlık hizmeti alınmalıdır.
Önemli Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Detaylı bilgi için mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.
Bu makale Batı Anadolu Central Hospital Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.
Son Güncelleme: Ağustos 2026