Endoskopi ve Kolonoskopi Hangi Şikayetlerde Gündeme Gelir?
Lütfen Bekleyin

Endoskopi ve Kolonoskopi Hangi Şikayetlerde Gündeme Gelir?

Endoskopi ve Kolonoskopi Hangi Şikayetlerde Gündeme Gelir?

Endoskopi; yutma güçlüğü, tekrarlayan kusma, üst sindirim sistemi kanaması, açıklanamayan kilo kaybı veya demir eksikliği anemisi gibi durumlarda gündeme gelebilir. Kolonoskopi ise dışkıda kan, bağırsak alışkanlığında kalıcı değişiklik, uzun süren ishal, açıklanamayan kansızlık veya kilo kaybında değerlendirilebilir. Her mide-bağırsak yakınması otomatik olarak bu işlemleri gerektirmez.

Endoskopi ve Kolonoskopi Nedir?

Endoskopi ve kolonoskopi, sindirim sisteminin iç yüzeyini doğrudan görüntülemeyi sağlayan işlemlerdir; ancak incelenen bölgeler birbirinden farklıdır. Günlük dilde “endoskopi” denildiğinde çoğunlukla gastroskopi veya üst gastrointestinal sistem endoskopisi kastedilir. Bu işlemde ince ve esnek bir kamera ağızdan ilerletilerek yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının başlangıç bölümü değerlendirilir. Kolonoskopide ise benzer özellikte esnek bir cihaz makattan ilerletilerek rektum ve kalın bağırsak incelenir.

Bu iki işlemin amacı yalnızca sindirim sisteminde “kanser aramak” değildir. Yemek borusunda iltihap veya darlık, mide ve onikiparmak bağırsağında ülser, kanama kaynağı, bazı enfeksiyonlarla ilişkili değişiklikler ve şüpheli lezyonlar endoskopide değerlendirilebilir. Kolonoskopi ise polipler, bağırsak iltihapları, kanama odakları, divertiküler hastalık ve kalın bağırsakla ilişkili farklı yapısal değişiklikler hakkında bilgi sağlayabilir.

Endoskopinin önemli özelliklerinden biri yalnızca görüntüleme yapılmamasıdır. Şüpheli görülen alanlardan biyopsi alınabilir, bazı küçük lezyonlar çıkarılabilir ve uygun durumlarda aktif kanamaya endoskopik müdahale edilebilir. Kolonoskopi sırasında da saptanan poliplerin bir bölümü aynı işlemde çıkarılabilir ve patolojik incelemeye gönderilebilir. Bu nedenle endoskopik yöntemler hem tanısal hem de bazı durumlarda tedavi edici özellik taşır.

Bununla birlikte mide yanması yaşayan herkese endoskopi, kabızlığı bulunan herkese de kolonoskopi yapılması gerekmez. İşlem kararı şikâyetin türü kadar kişinin yaşı, belirtilerin ne kadar süredir devam ettiği, aile öyküsü, kan tahlilleri, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden alarm bulgularına göre verilir. İyi planlanmış gastroenteroloji değerlendirmesinin amacı mümkün olduğunca fazla işlem yapmak değil, gerçekten gerekli kişide doğru incelemeyi seçmektir.

Endoskopi ve Kolonoskopi Hangi Nedenlerle Gündeme Gelir?

Üst ve alt sindirim sisteminden kaynaklanan hastalıkların belirtileri bazen birbirine benzeyebilir. Örneğin demir eksikliği anemisi hem mide-bağırsak sisteminin üst bölümündeki kronik bir kanama hem de kalın bağırsaktan kaynaklanan fark edilmeyen kan kaybıyla ilişkili olabilir. Bu nedenle kişinin hangi işleme ihtiyaç duyduğu yalnızca “midem ağrıyor” veya “bağırsaklarım bozuldu” şeklindeki genel tarif üzerinden belirlenemez.

Endoskopi daha çok yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağıyla ilişkili sorunlar düşünüldüğünde gündeme gelir. Özellikle yutma güçlüğü, yutarken ağrı, uzun süren veya tekrarlayan kusma, üst sindirim sistemi kanaması düşündüren bulgular, açıklanamayan kilo kaybı ve nedeni açıklanamayan demir eksikliği anemisi bu açıdan önemlidir. Reflü veya hazımsızlık gibi yaygın yakınmalarda ise alarm belirtisi bulunup bulunmadığı ve kişinin yaşı işlem kararını değiştirir.

Kolonoskopi daha çok kalın bağırsakla ilişkili belirtilerin araştırılmasında kullanılır. Dışkıda görünür kan, dışkıda gizli kan testinin pozitif çıkması, bağırsak alışkanlığının kalıcı şekilde değişmesi, uzun süren açıklanamayan ishal, tekrarlayan veya geçmeyen karın ağrısı, açıklanamayan demir eksikliği anemisi ve istemsiz kilo kaybı kalın bağırsak değerlendirmesini gündeme getirebilir. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi inflamatuvar bağırsak hastalıklarında da kolonoskopi tanı ve takip sürecinin önemli parçalarından biridir.

Aile öyküsü de karar üzerinde etkili olabilir. Birinci derece akrabasında özellikle genç yaşta kolorektal kanser veya ileri özellikli polip saptanmış bir kişinin risk değerlendirmesi, aile öyküsü bulunmayan bir kişiden farklı yapılabilir. Benzer biçimde kalıtsal kolorektal kanser sendromları veya uzun süredir devam eden inflamatuvar bağırsak hastalıkları bulunan kişiler standart toplum taramasından farklı bir takip planına ihtiyaç duyabilir.

Endoskopi Gerektirebilecek Belirtiler Nelerdir?

Üst gastrointestinal endoskopinin en önemli kullanım alanlarından biri, yemek borusu ve mideyle ilişkili alarm belirtilerini araştırmaktır. Bu belirtilerden birinin bulunması mutlaka ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez; ancak yalnızca semptom giderici ilaçlarla uzun süre beklemek yerine altta yatan nedenin araştırılmasını gerekli hâle getirebilir.

Yutma Güçlüğü ve Yiyeceklerin Takılması

Yutma sırasında yiyeceklerin boğazda veya göğüs bölgesinde takıldığı hissi, tıbbi olarak disfaji olarak adlandırılır. Katı gıdaların geçişinde giderek artan güçlük yemek borusundaki mekanik bir daralmayı düşündürebilirken hem sıvı hem katı gıdalarda yaşanan sorun yemek borusunun hareketleriyle ilişkili farklı durumlarda görülebilir. Reflüye bağlı darlıklar, yemek borusunun hareket bozuklukları ve farklı yapısal hastalıklar bu yakınmaya yol açabilir.

Özellikle yutma güçlüğü zaman içerisinde artıyor, kişinin beslenmesini bozuyor veya kilo kaybıyla birlikte görülüyorsa değerlendirme geciktirilmemelidir. Yutarken ağrı hissedilmesi de sıradan mide yanmasından farklı ele alınır. Bu durumda endoskopi yemek borusunun iç yüzeyini görmeye ve gerekirse biyopsi almaya olanak sağlar.

Uzun Süren Mide Yanması ve Reflü

Mide yanması ve reflü oldukça yaygın yakınmalardır ve bu belirtileri yaşayan herkesin endoskopi yaptırması gerekmez. Tipik reflü yakınmalarında ve alarm belirtisi bulunmayan bazı kişilerde önce yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun medikal tedavi değerlendirilebilir. Ancak reflüye yutma güçlüğü, ağrılı yutma, açıklanamayan kilo kaybı, sindirim sistemi kanaması, tekrarlayan kusma veya açıklanamayan demir eksikliği anemisi eşlik ediyorsa endoskopik değerlendirme daha önemli hâle gelir.

Uzun yıllardır reflü yakınması bulunan ve belirli Barrett özofagusu risk faktörlerini taşıyan kişilerde de endoskopi ayrı bir değerlendirme kapsamında gündeme gelebilir. Buradaki amaç herkese rutin işlem yapmak değil, uzun dönem yemek borusu komplikasyonları açısından gerçekten risk taşıyan kişileri belirlemektir.

Hazımsızlık ve Mide Ağrısı

Hazımsızlık; üst karın bölgesinde ağrı, yanma, yemek sonrası dolgunluk veya erken doyma gibi farklı yakınmaları kapsayabilir. Çoğu kişide bu belirtiler ciddi bir hastalığa bağlı değildir ve her hazımsızlık durumunda endoskopi gerekmez. Bununla birlikte yaş ilerledikçe yeni başlayan dispepsinin değerlendirme biçimi değişebilir.

Kuzey Amerika gastroenteroloji kılavuzlarında 60 yaş ve üzerinde yeni başlayan dispepside üst gastrointestinal endoskopi daha belirgin biçimde gündeme gelir. Bu yaş sınırı tek başına evrensel bir kural değildir ve toplum özelliklerine göre farklılaşabilir; ancak ileri yaşta yeni başlayan hazımsızlığın genç bir kişide yıllardır devam eden benzer yakınmayla aynı biçimde ele alınmaması gerektiğini gösterir.

Daha genç kişilerde de alarm belirtileri bulunuyorsa yaşın düşük olması endoskopi gereksinimini ortadan kaldırmaz. Özellikle istemsiz kilo kaybı, kanama, kansızlık, yutma güçlüğü ve tekrarlayan kusma eşlik ettiğinde klinik değerlendirme genişletilir.

Tekrarlayan veya İnatçı Kusma

Bir mide-bağırsak enfeksiyonu sırasında birkaç kez kusmak ile haftalar boyunca tekrarlayan veya nedeni açıklanamayan kusma aynı şekilde değerlendirilmez. Sürekli kusma; mide çıkışını etkileyen hastalıklardan mide hareketlerinin bozulmasına, ilaçlardan nörolojik ve metabolik nedenlere kadar çok farklı durumlarla ilişkili olabilir.

Kusmaya kilo kaybı, kanama, şiddetli karın ağrısı veya beslenme bozukluğu eşlik ediyorsa endoskopi de dahil olmak üzere daha ayrıntılı incelemeler gerekebilir. Kusmukta kırmızı kan veya kahve telvesini andıran koyu görünüm bulunması ise üst gastrointestinal kanama açısından önemli bir uyarıdır.

Siyah Dışkı veya Kanlı Kusma

Siyah, parlak ve katran benzeri dışkı tıbbi olarak melena olarak adlandırılır ve üst sindirim sisteminden kanama ihtimalini düşündürebilir. Bununla birlikte demir preparatları veya bazı besinler de dışkının rengini koyulaştırabilir; yalnızca renge bakılarak kesin tanı konulmaz. Gerçek melena şüphesinde kanamanın kaynağının belirlenmesi için değerlendirme gerekir.

Kanlı kusma veya kahve telvesi görünümündeki kusma da yemek borusu, mide veya onikiparmak bağırsağındaki kanamaların belirtilerinden biri olabilir. Kişide buna baş dönmesi, bayılma, belirgin halsizlik, hızlı nabız veya tansiyon düşüklüğü eşlik ediyorsa rutin poliklinik değerlendirmesi beklenmemelidir.

Doktorunuzun Notu: Endoskopi denildiğinde birçok hasta işlemin kendisinden çekindiği için yutma güçlüğü veya tekrarlayan kanama gibi belirtileri aylarca erteleyebiliyor. Oysa bu belirtilerin bulunması kanser olduğu anlamına gelmez. Endoskopinin amacı tam olarak bu belirsizliği gidermek ve ciddi bir sorun varsa gecikmeden, iyi huylu bir neden varsa gereksiz kaygı oluşturmadan ortaya koymaktır.

Kolonoskopi Gerektirebilecek Belirtiler Nelerdir?

Kolonoskopinin gerekliliği yalnızca kişinin yaşına göre belirlenmez. Belirti bulunan kişide amaç rutin tarama yapmak değil, mevcut yakınmanın nedenini araştırmaktır. Bu nedenle kolonoskopi kararı dışkının görünümü, bağırsak alışkanlığındaki değişikliğin süresi, kansızlık, kilo kaybı, aile öyküsü ve diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirilir.

Dışkıda Kan Görülmesi

Dışkıda kan, kolonoskopinin gündeme gelebileceği önemli belirtilerden biridir. Parlak kırmızı kan hemoroid veya anal fissür gibi oldukça sık ve iyi huylu nedenlerle ortaya çıkabilir; ancak rektum ve kalın bağırsaktan kaynaklanan farklı hastalıklar da aynı bulguyu oluşturabilir. Bu nedenle kişi daha önce hemoroid tanısı almış olsa bile yeni veya tekrarlayan kanamayı otomatik olarak hemoroide bağlamamalıdır.

Kanamanın dışkının üzerine bulaşması, dışkıyla karışması, yalnızca tuvalet kâğıdında görülmesi, miktarı ve tekrarlama sıklığı muayene sırasında önemli bilgiler sağlar. Ancak bu özellikler tek başına kesin tanı koydurmaz. Özellikle dışkıda kana bağırsak alışkanlığında değişiklik, istemsiz kilo kaybı, karın ağrısı veya demir eksikliği anemisi eşlik ediyorsa kolonoskopik değerlendirme daha fazla önem kazanır.

Gözle görülmeyen ancak gaitada gizli kan testinde saptanan kan da ayrıca değerlendirilir. Türkiye'deki toplum tabanlı kolorektal kanser tarama programında pozitif gaitada gizli kan sonucu, ileri inceleme sürecini başlatan bulgulardan biridir.

Bağırsak Alışkanlığında Kalıcı Değişiklik

Her insanın normal bağırsak düzeni birbirinden farklıdır. Bazı kişiler her gün, bazıları birkaç günde bir dışkılar. Bu nedenle önemli olan yalnızca dışkılama sayısı değil, kişinin kendi normal düzeninde açıklanamayan ve kalıcı bir değişiklik oluşmasıdır.

Haftalar boyunca devam eden yeni kabızlık, sürekli veya tekrarlayan ishal, dışkı biçiminde belirgin değişiklik ya da tuvaletten sonra bağırsağın tam boşalmadığı hissi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. İrritabl bağırsak sendromu gibi oldukça yaygın fonksiyonel hastalıklar bunlara neden olabilir; fakat kanama, kansızlık, gece uyandıran belirtiler veya kilo kaybı eşlik ettiğinde değerlendirme biçimi değişir.

Kısa süreli bir enfeksiyon sonrasında birkaç gün süren ishal tek başına rutin kolonoskopi gerekçesi değildir. Buna karşılık haftalarca süren, nedeni bulunamayan veya özellikle geceleri devam eden ishalde inflamatuvar bağırsak hastalığı, mikroskobik kolit ve farklı bağırsak hastalıkları açısından kolonoskopi ve biyopsi gerekebilir.

Demir Eksikliği Anemisi

Demir eksikliği anemisi yalnızca yetersiz demir tüketiminden kaynaklanmaz. Sindirim sisteminden yavaş ve fark edilmeyen kan kayıpları da demir depolarının zaman içerisinde tükenmesine neden olabilir. Bu nedenle açıklanamayan demir eksikliği anemisinde yalnızca demir takviyesi kullanmak, altta yatan neden araştırılmadan yeterli olmayabilir.

Özellikle erkeklerde ve menopoz sonrası kadınlarda açıklanamayan demir eksikliği anemisinde üst ve alt sindirim sisteminin birlikte değerlendirilmesi daha belirgin biçimde gündeme gelir. Gastroenteroloji literatüründe bu gruptaki hastalarda aynı değerlendirme sürecinde hem endoskopi hem kolonoskopi yapılmasını ifade eden bidireksiyonel endoskopi önemli bir yaklaşım olarak yer almaktadır.

Adet gören kadınlarda ise yoğun adet kanaması önemli bir demir eksikliği nedeni olabilir; ancak her aneminin otomatik olarak jinekolojik kanamaya bağlanması da doğru değildir. Kişinin yaşı, adet özellikleri, sindirim sistemi yakınmaları ve aile öyküsü birlikte değerlendirilir.

Uzun Süren Karın Ağrısı ve Şişkinlik

Karın ağrısı ve şişkinlik son derece yaygın yakınmalardır ve tek başlarına kolonoskopi gerektirmezler. Gaz, kabızlık, beslenme düzeni, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak sendromu ve birçok başka durum benzer belirtiler oluşturabilir. Bu nedenle yalnızca “şişkinliğim var, kolonoskopi yaptırmalıyım” şeklinde bir yaklaşım tıbbi açıdan doğru değildir.

Ancak karın ağrısı haftalar boyunca sürüyor, giderek artıyor veya bağırsak alışkanlığında kalıcı değişiklikle birlikte görülüyorsa hekim değerlendirmesi gerekir. Özellikle dışkıda kan, demir eksikliği anemisi, istemsiz kilo kaybı veya ailede kolorektal kanser öyküsü tabloya eşlik ediyorsa kolonoskopi ihtimali artabilir.

Karın ağrısının gece uykudan uyandırması, yeni başlaması veya ileri yaşta ortaya çıkması da klinik değerlendirmede dikkate alınır. Bununla birlikte kolonoskopi her karın ağrısının cevabını veren bir test değildir; safra kesesi, pankreas, mide, ince bağırsak veya üriner sistemden kaynaklanan ağrılar için farklı incelemeler gerekebilir.

Açıklanamayan Kilo Kaybı

Diyet veya fiziksel aktivitede bilinçli değişiklik yapılmadan kilo verilmesi birçok hastalıkla ilişkili olabilir. Sindirim sistemi hastalıkları bunlardan yalnızca biridir. Bu nedenle kilo kaybı tek başına belirli bir kanser türünün göstergesi değildir.

Bununla birlikte açıklanamayan kilo kaybına dışkıda kan, kalıcı bağırsak değişikliği, yutma güçlüğü, kansızlık, erken doyma veya uzun süren karın ağrısı eşlik ediyorsa sindirim sistemi açısından ayrıntılı değerlendirme gerekebilir. Şikâyetin üst veya alt sindirim sistemini düşündürmesine göre endoskopi, kolonoskopi veya her ikisi gündeme gelebilir.

Doktorunuzun Notu: Dışkıda kan görüldüğünde “Kesin kanserim” diye düşünmek de “Bende hemoroid var, ondandır” diyerek hiç değerlendirmemek de doğru değildir. Hemoroid çok sık kanama nedenidir; fakat yeni ve tekrarlayan kanamada özellikle yaş, kansızlık, kilo kaybı ve bağırsak düzenindeki değişiklikler de birlikte değerlendirilmelidir.

Endoskopi mi Kolonoskopi mi? Tanı Yöntemi Nasıl Seçilir?

Hangi işlemin yapılacağını belirleyen temel unsur, şikâyetin sindirim sisteminin hangi bölümünden kaynaklanabileceğidir. Yutma güçlüğü, mide yanmasıyla birlikte alarm bulguları, kanlı kusma veya siyah dışkı gibi belirtilerde üst gastrointestinal sistem daha fazla ön plana çıkarken; dışkıda kırmızı kan, kalıcı bağırsak değişikliği veya kronik ishalde kalın bağırsak değerlendirmesi daha fazla önem kazanır.

Bununla birlikte bazı bulgular her iki sistemin de değerlendirilmesini gerektirebilir. Açıklanamayan demir eksikliği anemisi bunun en önemli örneklerinden biridir. Erkeklerde ve menopoz sonrası kadınlarda demir eksikliğinin açık bir nedeni yoksa kan kaynağını araştırmak amacıyla hem endoskopi hem kolonoskopi aynı değerlendirme planına dahil edilebilir.

İlk görüşmede kan sayımı, demir ve ferritin değerleri, karaciğer ve böbrek fonksiyonları gibi laboratuvar sonuçları kişinin klinik durumuna göre incelenebilir. Dışkıda gizli kan, dışkı enfeksiyon testleri veya inflamatuvar bağırsak hastalığı şüphesinde dışkı kalprotektini gibi farklı testler de bazı durumlarda endoskopi kararından önce veya değerlendirmeye paralel olarak kullanılabilir.

BT, ultrasonografi veya MR gibi görüntüleme yöntemleri de endoskopi ve kolonoskopinin alternatifi olarak düşünülmemelidir. Bu yöntemler bağırsak duvarı ve çevre organlar hakkında farklı bilgiler verirken endoskopi sindirim kanalının iç yüzeyinin doğrudan görülmesini ve biyopsi alınmasını sağlar. Hangi yöntemin seçileceği araştırılan klinik soruya göre belirlenir.

Biyopsi Alınması Kanser Şüphesi Olduğu Anlamına mı Gelir?

Hayır. Endoskopi veya kolonoskopide biyopsi alınması yalnızca kanser şüphesi bulunduğu anlamına gelmez. Çölyak hastalığı, gastrit, Helicobacter pylori ile ilişkili değişiklikler, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve mikroskobik kolit gibi birçok durumda tanı için normal veya hafif değişmiş görünen dokulardan da örnek alınabilir.

Biyopsi sırasında çok küçük doku parçaları özel aletlerle alınır ve patoloji laboratuvarında mikroskop altında incelenir. Sindirim kanalının iç yüzeyinde ağrı algısı ciltle aynı olmadığı için rutin biyopsi alınması genellikle hasta tarafından ayrıca hissedilmez.

Şüpheli bir kitle veya polip görüldüğünde alınan örnek ise dokunun yapısını kesinleştirmeye yardımcı olur. Endoskopik görüntü önemli bilgiler verse de bazı hastalıkların kesin tanısı yalnızca görüntü üzerinden konulamaz; patolojik inceleme gerekir.

Modern Endoskopi ve Kolonoskopide Neler Yapılabilir?

Günümüzde endoskopi ve kolonoskopi yalnızca kamera ile bakılan tanısal işlemler değildir. Teknolojideki gelişmeler sayesinde şüpheli alanların daha ayrıntılı görüntülenmesi, doku örneği alınması, poliplerin çıkarılması ve bazı kanamaların ameliyata gerek kalmadan endoskopik olarak kontrol edilmesi mümkün olabilmektedir.

Polipler Aynı İşlemde Çıkarılabilir mi?

Kalın bağırsak poliplerinin önemli bir bölümü kolonoskopi sırasında çıkarılabilir. Bu işleme polipektomi adı verilir. Polip çıkarıldıktan sonra patolojik incelemeye gönderilir ve yapısına göre kişinin bir sonraki kolonoskopi zamanı belirlenebilir.

Bütün polipler kansere dönüşmez; buna karşılık bazı adenom türleri yıllar içerisinde kolorektal kansere ilerleme potansiyeline sahiptir. Kolonoskopinin önemli avantajlarından biri bu nedenle yalnızca erken kanseri saptamak değil, bazı kanser öncüsü polipleri daha kanser gelişmeden çıkarabilmektir.

Büyük, düz veya teknik olarak daha karmaşık lezyonlarda klasik polipektominin yerine endoskopik mukozal rezeksiyon veya daha ileri endoskopik çıkarma teknikleri kullanılabilir. Hangi yöntemin gerekli olduğu lezyonun büyüklüğü, şekli ve bulunduğu bölgeye göre belirlenir.

Sindirim Sistemi Kanamaları Endoskopiyle Tedavi Edilebilir mi?

Evet. Aktif kanama odağı endoskopi veya kolonoskopi sırasında görülürse bazı durumlarda klips, enjeksiyon, termal yöntemler veya farklı endoskopik hemostaz teknikleriyle kanama kontrol altına alınabilir. Bu sayede bazı hastalarda cerrahi girişime gerek kalmadan tedavi sağlanabilir.

Ancak ciddi kanamalarda endoskopi tek başına yeterli olmayabilir. Girişimsel radyoloji veya cerrahi tedavi gerekli olabilir. Bu karar kanamanın kaynağına, şiddetine ve hastanın genel durumuna göre verilir.

Yemek Borusu Darlığı Endoskopiyle Açılabilir mi?

Bazı iyi huylu yemek borusu darlıklarında endoskopik dilatasyon uygulanabilir. Bu işlemle daralmış bölge kontrollü olarak genişletilir ve hastanın yutması kolaylaştırılabilir.

Darlığın nedeninin öncelikle anlaşılması önemlidir. Çünkü reflüye bağlı darlık, bazı inflamatuvar hastalıklar veya tümör nedeniyle oluşan darlıklar aynı şekilde yönetilmez. Gerekli durumlarda dilatasyon öncesinde veya sırasında biyopsi alınabilir.

Endoskopi ve Kolonoskopi Ağrılı mıdır? İşlem Süreci Nasıldır?

Hastaların işlem öncesinde en fazla kaygı yaşadığı konuların başında ağrı ve öğürme korkusu gelir. Günümüzde endoskopi ve kolonoskopi birçok merkezde uygun hastalarda sedasyon eşliğinde yapılabilir. Sedasyon düzeyi yapılacak işleme, kişinin yaşına ve diğer hastalıklarına göre değişir; herkesin mutlaka genel anestezi alması gerekmez.

Gastroskopide ağız ve boğaz bölgesine lokal anestezik sprey uygulanabilir ve sedasyon altında kişi işlemi sınırlı ölçüde hatırlayabilir veya hiç hatırlamayabilir. Endoskopun nefes borusuna değil yemek borusuna ilerletilmesi nedeniyle işlem sırasında solunum devam eder. Ancak kullanılan sakinleştirici ilaçlar nedeniyle solunum ve dolaşımın takip edilmesi gerekir.

Kolonoskopide bağırsak içerisine hava veya karbondioksit verilmesi ve cihazın bağırsak kıvrımlarından ilerlemesi geçici basınç, gaz veya kramp hissine neden olabilir. Sedasyon bu rahatsızlığı önemli ölçüde azaltabilir. Kullanılan karbondioksitin bağırsaktan daha hızlı emilmesi nedeniyle bazı kişilerde işlem sonrası şişkinliğin daha kısa sürmesi mümkün olabilir.

İşlem süresi kişiden kişiye değişir. Basit tanısal gastroskopi genellikle kolonoskopiden daha kısa sürerken, kolonoskopide polip çıkarılması veya zor anatomik geçişler süreyi uzatabilir. İşlemin yalnızca kaç dakika sürdüğünden çok, güvenli ve tam bir inceleme yapılması önemlidir.

Doktorunuzun Notu: Endoskopi ve kolonoskopide “acıya dayanabilecek miyim?” kaygısı oldukça yaygındır. Günümüzde uygun hastalarda sedasyon seçenekleri sayesinde işlemler çoğu kişi tarafından daha rahat tolere edilebilir. Ancak sedasyon “sıfır risk” anlamına gelmez; bu nedenle hastanın kalp-akciğer hastalıklarını, uyku apnesini ve kullandığı ilaçları işlem öncesinde ekibe bildirmesi önemlidir.

Endoskopi ve Kolonoskopiye Nasıl Hazırlanılır?

Gastroskopi öncesinde midenin boş olması gerekir. Yiyecek ve sıvı kısıtlamasının ne zaman başlayacağı uygulanacak sedasyon ve hastanenin protokolüne göre belirlenir. Kişinin kendisine verilen hazırlık talimatını uygulaması önemlidir; çünkü midede yiyecek bulunması görüntülemeyi engelleyebileceği gibi sedasyon sırasında aspirasyon riskini de artırabilir.

Kolonoskopide hazırlığın kalitesi işlemin başarısını doğrudan etkiler. Kalın bağırsağın iç yüzeyinin değerlendirilebilmesi için dışkının temizlenmesi gerekir ve bu nedenle işlemden önce özel bağırsak temizleyici preparatlar kullanılır. Bölünmüş doz hazırlık, yani temizleyici ilacın bir bölümünün önceki gün, diğer bölümünün işleme daha yakın zamanda alınması birçok modern protokolde daha iyi bağırsak temizliği sağlayabilir.

Bağırsak hazırlığının yetersiz olması küçük poliplerin veya farklı lezyonların görülmesini zorlaştırabilir, işlemin tamamlanamamasına ve kolonoskopinin yeniden yapılmasına neden olabilir. Bu nedenle hazırlık aşaması “işlem öncesindeki formalite” değil, kolonoskopinin kalitesini belirleyen temel unsurlardan biridir.

Kan sulandırıcı ilaçlar, diyabet tedavileri ve farklı kronik hastalık ilaçları işlem öncesinde özel planlama gerektirebilir. Kişinin ilaçlarını kendi kararıyla kesmesi doğru değildir. Özellikle stent nedeniyle pıhtı önleyici tedavi kullanan kişilerde ilaç kesilmesinin oluşturabileceği risk, biyopsi veya polipektomi sırasında kanama riskinden ayrı olarak değerlendirilmelidir.

Endoskopi ve Kolonoskopi Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?

Yalnızca tanısal endoskopi veya kolonoskopi yapılan kişilerin önemli bölümü aynı gün taburcu olabilir. Sedasyon kullanılmışsa kişi bir süre gözlem altında tutulur ve dikkat, refleksler ile karar verme yeteneği tamamen normale dönene kadar araç kullanmaması gerekir. Bu nedenle sedasyon uygulanacak kişilerin eve dönüşünü önceden planlaması önemlidir.

Gastroskopi sonrasında boğazda kısa süreli hassasiyet, hafif şişkinlik veya gaz hissi yaşanabilir. Kolonoskopiden sonra ise bağırsak içerisine verilen gaz nedeniyle karında şişkinlik ve hafif kramp görülebilir. Bu yakınmalar genellikle kısa süre içerisinde azalır.

Polip çıkarılmış veya daha geniş bir endoskopik işlem yapılmışsa iyileşme ve beslenme önerileri farklı olabilir. Bazı polipektomilerden sonra işlem bölgesinden gecikmiş kanama gelişebileceği için kişinin hangi belirtilerde sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği taburculuk sırasında anlatılır.

İşlem sonrasında giderek artan şiddetli karın veya göğüs ağrısı, yüksek ateş, nefes darlığı, tekrarlayan kusma, belirgin miktarda kanama veya siyah dışkı gibi belirtiler sıradan işlem sonrası yakınmalar olarak değerlendirilmemelidir.

Endoskopi ve Kolonoskopinin Riskleri Nelerdir?

Her tıbbi işlemde olduğu gibi endoskopi ve kolonoskopinin de riskleri vardır; ancak tanısal işlemlerde ciddi komplikasyonlar genel olarak seyrektir. Risk, yalnızca kamera ile inceleme yapılmasıyla biyopsi, polip çıkarma, darlık genişletme veya kanama tedavisi gibi girişimlerin uygulanması arasında değişir.

Geniş serilerde tanısal üst gastrointestinal endoskopiden sonra perforasyon, yani sindirim sistemi duvarında delinme yaklaşık 25.000 işlemde 1 düzeyinde bildirilmiştir. Acil servis başvurusu veya hastaneye yatış gerektiren kanama ise yaklaşık 100.000 işlemde 80 olarak bildirilmiştir. Bu oranlar komplikasyonların nadir olduğunu gösterse de kişinin yaşı, eşlik eden hastalıkları ve işlem sırasında yapılan müdahaleler bireysel riski değiştirebilir.

Kolonoskopide ciddi komplikasyon riski de düşüktür ancak sıfır değildir. Büyük tarama verilerinde kolonoskopi sonrasında ciddi kanama yaklaşık 10.000 işlemde 15, perforasyon ise yaklaşık 10.000 işlemde 3 düzeyinde bildirilmiştir. Polip çıkarılan kişilerde kanama riski yalnızca tanısal kolonoskopiye göre daha yüksek olabilir.

Sedasyonla ilişkili solunum veya dolaşım değişiklikleri de ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle kalp hastalığı, kronik akciğer hastalığı, uyku apnesi, obezite veya daha önce sedasyon/anesteziyle ilgili sorun yaşamış kişilerin bunu işlem öncesinde sağlık ekibine bildirmesi gerekir.

Bu risk rakamlarının amacı kişiyi işlemden korkutmak değildir. Doğru yaklaşım, işlemin potansiyel yararıyla komplikasyon olasılığını birlikte değerlendirmektir. Alarm belirtisi bulunan bir kişide gerekli endoskopiyi yalnızca nadir komplikasyon korkusu nedeniyle ertelemek de sağlık açısından risk oluşturabilir.

Tarama İçin Kolonoskopi Ne Zaman Yapılır?

Belirti nedeniyle yapılan kolonoskopi ile kanser taraması amacıyla yapılan kolonoskopi birbirinden ayrılmalıdır. Tarama, herhangi bir şikâyeti olmayan kişide kolorektal kanser veya kanser öncüsü polipleri erken dönemde saptamayı amaçlar. Belirti bulunan kişide ise işlem artık tarama değil, tanısal değerlendirmedir.

Türkiye'nin güncel ulusal kolorektal kanser tarama programında 50–70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde iki yılda bir gaitada gizli kan testi, 10 yılda bir kolonoskopi yaklaşımı uygulanmaktadır. Bu nedenle ABD kaynaklarında sık görülen 45 yaş başlangıç sınırı doğrudan Türkiye'nin ulusal programıyla aynı değildir.

Ancak “50 yaşından küçüğüm, kolonoskopiye ihtiyacım olamaz” düşüncesi de doğru değildir. Dışkıda kan, açıklanamayan demir eksikliği anemisi, kalıcı bağırsak değişikliği veya güçlü aile öyküsü bulunan daha genç kişilerde yaş sınırı beklenmeden tanısal kolonoskopi gerekebilir.

Ailede birinci derece akrabada genç yaşta kolorektal kanser bulunması, daha önce ileri özellikli polip saptanması, Crohn hastalığı veya ülseratif kolit gibi uzun süreli inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve bazı genetik sendromlar standart toplum taramasından daha erken veya daha sık değerlendirme gerektirebilir.

Hangi Bölüme Başvurulmalı?

Yutma güçlüğü, uzun süren reflü ve hazımsızlıkla birlikte alarm bulguları, tekrarlayan kusma, dışkıda kan, açıklanamayan kansızlık, kronik ishal veya bağırsak alışkanlığında kalıcı değişiklik gibi yakınmalarda temel başvuru alanlarından biri Gastroenteroloji bölümüdür. Gastroenteroloji değerlendirmesinde yakınmalar ve mevcut tetkikler incelendikten sonra endoskopi veya kolonoskopinin gerekli olup olmadığı belirlenebilir.

Genel Cerrahi de mide-bağırsak sistemi hastalıkları, anal bölge sorunları ve cerrahi değerlendirme gerektirebilecek hastalıkların tanı ve tedavisinde ilgili branşlardan biridir. Özellikle dışkıda kanın anal fissür veya hemoroid gibi anorektal nedenlerden kaynaklanabileceği durumlarda ya da görüntüleme ve endoskopi sonrasında cerrahi bir hastalık saptandığında Genel Cerrahi değerlendirmesi gerekebilir.

Her gastrointestinal belirti planlı poliklinik koşullarında değerlendirilmez. Fazla miktarda kanlı kusma, siyah dışkıyla birlikte belirgin halsizlik veya bayılma, dışkıdan yoğun kan gelmesi, şiddetli ve giderek artan karın ağrısı, karında sertleşme ya da bilinç değişikliği gibi belirtilerde Acil Servis değerlendirmesi daha uygun olabilir.

Dolayısıyla “Endoskopi için hangi bölüme gitmeliyim?” sorusunun kısa cevabı çoğu durumda Gastroenterolojidir; ancak aktif ciddi kanama veya akut kötüleşme varsa poliklinik randevusu beklenmemelidir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Mide yanması olan herkese endoskopi yapılır mı?

Hayır. Reflü ve mide yanması toplumda oldukça yaygındır ve alarm bulgusu bulunmayan birçok kişide ilk aşamada endoskopi gerekmeyebilir. Buna karşılık yutma güçlüğü, yutarken ağrı, açıklanamayan kilo kaybı, sindirim sistemi kanaması, sürekli kusma veya demir eksikliği anemisi eşlik ediyorsa endoskopi daha güçlü biçimde gündeme gelir. İleri yaşta yeni başlayan hazımsızlık da daha ayrıntılı değerlendirilir. Karar yalnızca yanmanın şiddetine göre verilmez.

Dışkıda bir kez kan görmek kolonoskopi gerektirir mi?

Tek bir kanama atağı herkeste otomatik olarak kolonoskopi yapılacağı anlamına gelmez; ancak kan görülmesi tamamen göz ardı da edilmemelidir. Kanamanın rengi, miktarı, tekrar edip etmediği, kişinin yaşı, hemoroid veya anal fissür bulguları, kansızlık, kilo kaybı ve bağırsak düzenindeki değişiklikler birlikte değerlendirilir. Özellikle tekrarlayan kanama veya alarm bulgularının eşlik etmesi durumunda kolonoskopi ihtimali artar. “Bir kere oldu” diyerek nedenini kesin olarak varsaymak doğru değildir.

Endoskopi ve kolonoskopi aynı gün yapılabilir mi?

Evet, klinik olarak her iki işlemin de gerekli olduğu bazı kişilerde gastroskopi ve kolonoskopi aynı seansta yapılabilir. Özellikle açıklanamayan demir eksikliği anemisinde üst ve alt gastrointestinal sistemin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir. Aynı seansta yapılması, ayrı günlerde iki farklı sedasyon uygulanmasını önleyebilir; ancak karar kişinin yaşı, genel sağlık durumu ve işlemlerin gerekliliğine göre verilir. Her hastaya iki işlemi birden yapmak gerekli değildir.

Kolonoskopi sırasında polip bulunursa hemen alınır mı?

Uygun büyüklük ve özellikteki birçok polip aynı kolonoskopi sırasında çıkarılabilir. Çıkarılan doku patoloji laboratuvarında incelenerek polibin türü ve ileri takip gereksinimi belirlenir. Çok büyük, geniş tabanlı veya teknik olarak karmaşık lezyonlarda ise ileri endoskopik teknikler veya farklı bir işlem planlanabilir. Polip görülmesi tek başına kanser olduğu anlamına gelmez; birçok polip iyi huyludur ancak bazı türler gelecekte kanserleşme potansiyeli taşıyabilir.

Endoskopi veya kolonoskopide biyopsi alınması kanser şüphesi anlamına mı gelir?

Hayır. Biyopsi yalnızca kanseri araştırmak amacıyla alınmaz. Gastrit, çölyak hastalığı, Helicobacter pylori ile ilişkili değişiklikler, ülseratif kolit, Crohn hastalığı ve mikroskobik kolit gibi birçok hastalıkta kesin veya destekleyici tanı için doku örneği gerekebilir. Endoskopi sırasında şüpheli görünmeyen dokulardan bile belirli hastalıkları araştırmak için biyopsi alınabilir. Biyopsinin sonucu patolojik incelemeyle belirlenir.

Sonuç

Endoskopi ve kolonoskopi mide-bağırsak sistemi hastalıklarının değerlendirilmesinde çok önemli yöntemlerdir; ancak her mide ağrısı, şişkinlik, reflü veya bağırsak düzensizliği bu işlemleri otomatik olarak gerektirmez. Hangi işlemin gerekli olduğu belirtilerin özellikleri, süresi, kişinin yaşı, aile öyküsü ve alarm bulgularına göre belirlenir.

Endoskopi özellikle yutma güçlüğü, yutarken ağrı, tekrarlayan ve açıklanamayan kusma, üst gastrointestinal kanama, açıklanamayan kilo kaybı ve demir eksikliği anemisi gibi durumlarda gündeme gelebilir. Kolonoskopi ise dışkıda görünür veya gizli kan, bağırsak alışkanlığında kalıcı değişiklik, uzun süren açıklanamayan ishal, demir eksikliği anemisi, kilo kaybı ve farklı alt gastrointestinal sistem yakınmalarının değerlendirilmesinde kullanılabilir.

Tarama ile belirtiye yönelik değerlendirme birbirinden farklıdır. Türkiye'deki ulusal programda 50–70 yaş arasındaki kadın ve erkekler için iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve 10 yılda bir kolonoskopi yer almaktadır. Ancak dışkıda kan veya açıklanamayan kansızlık gibi bir belirti varsa kişinin 50 yaşına gelmesi beklenmez; klinik gereklilik yaşa dayalı tarama programından bağımsız değerlendirilir.

Endoskopi ve kolonoskopi günümüzde yalnızca görüntüleme amacıyla kullanılmaz. Biyopsi alınması, poliplerin çıkarılması ve bazı kanamaların kontrol edilmesi aynı işlem sırasında mümkün olabilir. Sedasyon sayesinde işlemler birçok hasta tarafından rahat tolere edilebilir; buna karşılık kanama, perforasyon ve sedasyona bağlı komplikasyonlar nadir de olsa mümkündür ve kişisel riskler işlem öncesinde değerlendirilmelidir.

Sindirim sistemi belirtilerinde temel amaç kişinin mümkün olduğunca erken endoskopi veya kolonoskopi yaptırması değil, doğru belirtiyi doğru yöntemle ve doğru zamanda değerlendirmektir. Özellikle kanama, yutma güçlüğü, açıklanamayan kilo kaybı veya demir eksikliği anemisi gibi alarm işaretleri bulunduğunda değerlendirmeyi uzun süre ertelememek gerekir.

Önemli Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Detaylı bilgi ve kişisel sağlık değerlendirmesi için mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurmalısınız.

Bu makale Batı Anadolu Central Hospital Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Son Güncelleme: Ekim 2026

 

 

Hızlı iletisim
  • +90 232 341 67 67
  • +90 530 418 19 98
  • info@centralhospital.com.tr