HPV testinin pozitif çıkması, testte araştırılan Human Papillomavirus tiplerinden birinin saptandığını gösterir; tek başına rahim ağzı kanseri tanısı anlamına gelmez. Takipte HPV tipi, Pap Smear sonucu, yaş ve önceki tarama sonuçları birlikte değerlendirilir. Özellikle kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonlarında düzenli takip, rahim ağzındaki hücresel değişikliklerin erken fark edilmesi açısından önemlidir.
Human Papillomavirus, yani HPV, oldukça yaygın bir virüs grubudur. HPV’nin 200’den fazla tipi tanımlanmıştır ve bu tiplerin sağlık üzerindeki etkileri birbirinden farklıdır. Bazı HPV tipleri genital siğillerle ilişkiliyken bazıları rahim ağzı başta olmak üzere belirli kanserlerle ilişkili yüksek riskli HPV grubunda yer alır. Bu nedenle bir HPV testinin pozitif çıkması değerlendirilirken yalnızca “HPV var” bilgisine değil, mümkün olduğunda hangi HPV tipinin saptandığına da bakılır.
HPV testinin pozitif olması, rahim ağzından alınan örnekte testin araştırdığı HPV tiplerinden birine ait genetik materyalin tespit edildiğini ifade eder. Bu sonuç kanser tanısı değildir. Aynı şekilde HPV pozitifliği, rahim ağzında mutlaka kanser öncesi hücresel değişiklik bulunduğu anlamına da gelmez. HPV testi ile Pap Smear veya sitoloji testi farklı sorulara yanıt verir ve gerektiğinde birlikte değerlendirilir.
HPV oldukça yaygın olduğu için yaşamının bir döneminde HPV ile karşılaşan kişi sayısı oldukça fazladır. Çoğu HPV enfeksiyonu bağışıklık sistemi tarafından zaman içerisinde kontrol altına alınır ve daha sonraki testlerde virüs saptanmayabilir. Rahim ağzı kanseri açısından daha fazla önem taşıyan durum, özellikle yüksek riskli HPV enfeksiyonunun uzun süre kalıcı hâle gelmesidir.
Kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonu zaman içerisinde rahim ağzındaki hücrelerde değişikliklere neden olabilir. Bununla birlikte bu süreç genellikle bir HPV testinin pozitif çıkmasından hemen sonra kanser gelişmesi şeklinde ilerlemez. Düzenli tarama ve takip programlarının amacı da riskli hücresel değişiklikleri henüz kanser gelişmeden önce fark edebilmektir.
Bu nedenle HPV sonucunu değerlendirirken iki uç yaklaşım da doğru değildir. “HPV pozitifim, kanser oldum” düşüncesi gereksiz korku yaratırken, “HPV çok yaygın, hiçbir şey yapmama gerek yok” yaklaşımı da özellikle yüksek riskli HPV açısından gerekli takibin aksamasına neden olabilir.
Doktorunuzun Notu: HPV pozitifliğiyle ilgili en sık karşılaşılan kaygı “Kanser miyim?” sorusudur. HPV pozitifliği tek başına kanser tanısı değildir. Önemli olan virüsün hangi risk grubunda olduğu, rahim ağzı hücrelerinde değişiklik bulunup bulunmadığı ve enfeksiyonun zaman içerisinde devam edip etmediğidir. Bu nedenle sonuç, tek başına değil bütün tarama geçmişiyle birlikte yorumlanmalıdır.
HPV tiplerinin tamamı aynı klinik riski taşımaz. Genel olarak HPV tipleri kanserle ilişkilerine göre düşük riskli ve yüksek riskli tipler şeklinde sınıflandırılır.
HPV 6 ve HPV 11 düşük riskli HPV tiplerinin en bilinen örneklerindendir. Bu tipler genital siğillerin büyük bölümüyle ilişkilidir ancak rahim ağzı kanserine neden olan temel yüksek riskli HPV grubu içerisinde değerlendirilmez.
Düşük riskli HPV’nin saptanması özellikle genital siğiller açısından klinik değerlendirme gerektirebilir. Bununla birlikte “düşük riskli” ifadesi virüsün hiç önem taşımadığı anlamına gelmez; yalnızca kanser gelişimi açısından yüksek riskli HPV tiplerinden farklı bir klinik profile sahip olduğunu ifade eder.
Genital siğillerin bulunması da kişinin yüksek riskli HPV taşıdığı veya rahim ağzı kanseri olduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde görünür siğil bulunmaması yüksek riskli HPV enfeksiyonu olmadığı anlamına da gelmez. Yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının önemli bölümü hiçbir belirti oluşturmayabilir.
Bazı HPV tipleri rahim ağzı ve diğer bazı kanserlerle ilişkilidir. Bu tipler “yüksek riskli” veya “onkogenik HPV” olarak adlandırılır.
HPV 16 ve HPV 18 bu grubun en önemli tipleri arasındadır. Dünya genelindeki rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 70’i bu iki HPV tipiyle ilişkilidir. Ancak yüksek riskli HPV yalnızca HPV 16 ve 18’den oluşmaz. HPV 31, 33, 45, 52, 58 ve diğer bazı tipler de yüksek riskli grupta yer alabilir.
Dolayısıyla “16 ve 18 negatifse hiçbir risk yoktur” düşüncesi doğru değildir. HPV 16 ve 18 daha yüksek riskle ilişkilidir ancak diğer yüksek riskli HPV tiplerinin de uygun şekilde takip edilmesi gerekir.
Burada asıl önemli nokta yalnızca virüsün bulunması değil, yüksek riskli HPV enfeksiyonunun kalıcı olup olmadığıdır. Kısa süre içerisinde bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınan enfeksiyonlarla yıllarca devam eden enfeksiyonların klinik anlamı aynı değildir.
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü belirti vermeden seyredebilir. Özellikle rahim ağzını etkileyen yüksek riskli HPV enfeksiyonu bulunan birçok kişi virüsü taşıdığını ancak tarama testi yapıldığında öğrenir.
Bu durum HPV taramasının neden önemli olduğunu da açıklar. Kişinin herhangi bir ağrı, akıntı veya başka yakınmasının bulunmaması HPV enfeksiyonu olmadığı anlamına gelmez.
Düşük riskli bazı HPV tiplerinde genital bölgede siğiller ortaya çıkabilir. Siğiller tek veya çok sayıda olabilir ve görünümleri kişiden kişiye değişebilir. Ancak genital siğil bulunması doğrudan rahim ağzı kanseri riski anlamına gelmez.
Yüksek riskli HPV’nin rahim ağzında hücresel değişiklik oluşturması da başlangıçta belirgin bir yakınmaya neden olmayabilir. Bu nedenle rahim ağzı kanseri ve kanser öncesi değişikliklerin önlenmesinde belirti beklemek yerine uygun tarama programlarının sürdürülmesi önemlidir.
Hayır. HPV pozitifliği ile rahim ağzı kanseri aynı şey değildir.
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından yaklaşık bir veya iki yıl içerisinde kontrol altına alınabilir ve ilerleyen testlerde HPV saptanmayabilir. Bu tür geçici enfeksiyonların büyük bölümü kanser gelişimine yol açmaz.
Rahim ağzı kanseri açısından asıl önemli olan, yüksek riskli HPV enfeksiyonunun yıllarca kalıcı hâle gelmesi ve buna bağlı olarak rahim ağzı hücrelerinde kanser öncesi değişiklikler oluşmasıdır.
Bu değişiklikler de bir anda kansere dönüşmez. Taramanın temel amacı hücresel değişiklikleri kanser gelişmeden önce saptamak ve gerekli olduğunda uygun şekilde yönetmektir.
Dolayısıyla HPV testinin pozitif çıkması, değerlendirme ve takip gerektirebilen bir sonuçtur; ancak kişiye doğrudan kanser tanısı konduğu anlamına gelmez.
HPV pozitifliğinden sonraki takip herkes için aynı değildir. Bir başka kişinin HPV sonucu sonrasında kolposkopi yapılmış olması sizin de aynı işlemi yaptırmanız gerektiği anlamına gelmez.
Takip planını etkileyen temel faktörler arasında:
- Saptanan HPV tipi,
- Pap Smear veya sitoloji sonucu,
- Kişinin yaşı,
- Önceki HPV ve Smear sonuçları,
- Daha önce rahim ağzında hücresel değişiklik saptanıp saptanmadığı bulunur.
Güncel yaklaşım yalnızca tek bir laboratuvar sonucuna bakmak yerine kişinin rahim ağzında ileri dereceli hücresel değişiklik geliştirme riskini bütün olarak değerlendirmeye dayanır.
HPV 16 ve HPV 18, rahim ağzı kanseriyle en güçlü ilişkisi bulunan HPV tipleri arasındadır. Bu tiplerden birinin saptanması durumunda Pap Smear sonucu belirgin hücresel değişiklik göstermese bile daha ayrıntılı değerlendirme, özellikle kolposkopi gündeme gelebilir. Bununla birlikte karar yalnızca HPV tipine bakılarak verilmez. Önceki tarama sonuçları, sitoloji ve kişisel klinik durum birlikte değerlendirilir.
HPV 16 veya 18 dışında başka bir yüksek riskli HPV tipi saptanması da takip gerektirebilir. Sitoloji normal ve kişinin risk düzeyi düşükse bazı durumlarda belirli bir süre sonra HPV temelli testin tekrar edilmesi önerilebilir. Sitolojide anormal hücreler saptanması, HPV enfeksiyonunun takip sırasında devam etmesi veya önceki tarama sonuçlarının riski artırması durumunda ise kolposkopi gibi ileri değerlendirmeler gerekebilir. Bu nedenle “HPV pozitif olan herkese hemen kolposkopi yapılır” yaklaşımı doğru değildir.
HPV testi ile Pap Smear aynı test değildir. HPV testi, örnekte yüksek riskli HPV genetik materyalinin bulunup bulunmadığını araştırır. Yani temel olarak virüsün varlığı hakkında bilgi verir. Pap Smear veya sitoloji ise rahim ağzından alınan hücrelerin görünümünü değerlendirerek anormal hücresel değişiklik bulunup bulunmadığını araştırır. Örneğin bir kişide HPV testi pozitif olabilir ancak sitoloji sonucu normal gelebilir. Başka bir kişide ise HPV pozitifliğiyle birlikte hücresel değişiklikler saptanabilir. Bu sonuçların klinik anlamı aynı değildir. Bu nedenle HPV ve Pap Smear sonuçları gerektiğinde birlikte değerlendirilerek takip planı belirlenir. HPV pozitifliğini yalnızca “pozitif-negatif” şeklinde değerlendirmek bu açıdan eksik kalabilir. HPV genotipi ve sitoloji sonucu sonraki adım açısından önemli bilgiler sağlar.
Kolposkopi, rahim ağzının özel bir büyütme sistemi kullanılarak ayrıntılı biçimde incelenmesini sağlayan bir değerlendirme yöntemidir.
İşlem sırasında rahim ağzının yüzeyi incelenir ve şüpheli görünen alanlar belirlenebilir. Gerektiğinde bu alanlardan küçük doku örnekleri, yani biyopsiler alınarak patolojik incelemeye gönderilebilir.
Kolposkopi yapılması kişinin kanser olduğu anlamına gelmez. İşlemin amacı, rahim ağzında tedavi veya daha yakın takip gerektiren hücresel değişikliklerin bulunup bulunmadığını değerlendirmektir.
Kolposkopi gereksinimi HPV tipi, Pap Smear sonucu ve önceki tarama geçmişine göre belirlenir. HPV 16 veya HPV 18 gibi daha yüksek riskli genotiplerde kolposkopi ihtimali artabilir.
Diğer yüksek riskli tiplerde ise sitoloji normal ve risk düşükse belirli bir süre sonra test tekrarı tercih edilebilir. Bu nedenle kolposkopinin gerekip gerekmediğine kişisel sonuçlar üzerinden karar verilmelidir.
Kolposkopi sırasında rahim ağzı görüntülenir. Yalnızca inceleme yapılan aşamada kişinin hissi genellikle jinekolojik muayeneye benzeyebilir. Biyopsi alınması gerektiğinde kısa süreli kramp, batma veya farklı düzeylerde rahatsızlık hissedilebilir. Herkesin ağrı algısı farklı olduğu için işlemi “kesinlikle hiç ağrı olmaz” şeklinde tanımlamak doğru değildir.
İşlem öncesinde ne yapılacağı ve biyopsi gerekip gerekmediği konusunda hastanın bilgilendirilmesi kaygının azaltılması açısından önemlidir.
Doktorunuzun Notu: Kolposkopiye yönlendirilmek çoğu kişide “kanser bulundu” endişesine neden olur. Oysa kolposkopinin amacı tam tersine, rahim ağzında önemli bir hücresel değişiklik olup olmadığını daha ayrıntılı biçimde değerlendirmektir. HPV pozitifliğinden kolposkopiye geçiş bir kanser tanısı değil, risk değerlendirmesinin bir sonraki basamağıdır.
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından zaman içerisinde kontrol altına alınır. Bir veya iki yıl içerisinde HPV’nin sonraki testlerde saptanamaz hâle gelmesi sık görülebilir.
Ancak bu durumu “virüs kesin olarak vücuttan tamamen silindi” şeklinde ifade etmek bilimsel açıdan her zaman doğru değildir. Klinik açıdan daha uygun ifade, bağışıklık sisteminin enfeksiyonu kontrol altına alması ve HPV testinin zaman içerisinde negatif hâle gelebilmesidir.
Bazı yüksek riskli HPV enfeksiyonları ise uzun süre devam edebilir. Rahim ağzı kanseri açısından daha önemli olan grup bu kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonlarıdır.
Bu nedenle “HPV testim bir kere pozitif çıktı, hep pozitif kalacağım” düşüncesi de “nasıl olsa kendiliğinden geçer, kontrol gereksiz” yaklaşımı da doğru değildir.
Önerilen zamanda yapılan kontrol testleri enfeksiyonun devam edip etmediğini anlamaya yardımcı olur.
Hayır. HPV uzun süre hiçbir belirti oluşturmadan vücutta bulunabilir. Bu nedenle bugün yapılan bir testin pozitif çıkması, enfeksiyonun yakın zamanda edinildiğini göstermez. HPV testinden virüsün tam olarak ne zaman bulaştığını belirlemek genellikle mümkün değildir. Benzer şekilde test sonucundan virüsün hangi partnerden edinildiğini güvenilir biçimde belirlemek de mümkün değildir. Bu nedenle HPV pozitifliği tek başına ilişkide sadakatsizlik kanıtı olarak yorumlanmamalıdır. Bu konu özellikle çiftler arasında gereksiz suçlama ve kaygıya yol açabildiği için HPV’nin uzun süre belirti vermeden bulunabileceğinin bilinmesi önemlidir.
HPV en sık cilt ve mukozaların yakın teması sırasında bulaşır. Özellikle genital bölgedeki cilt teması bulaş açısından önemlidir. Bulaş için her zaman belirgin bir lezyon veya siğil bulunması gerekmez. HPV taşıyan kişi herhangi bir belirti yaşamadan virüsü aktarabilir. Bu nedenle kişinin HPV ile tam olarak ne zaman karşılaştığını belirlemek çoğu zaman mümkün değildir.
HPV’nin yaygınlığı da bu bulaş özellikleriyle ilişkilidir. Cinsel açıdan aktif insanların önemli bir bölümü yaşamının bir döneminde HPV ile karşılaşabilir. HPV pozitifliği bu nedenle kişinin “hijyen eksikliği” veya kişisel bir başarısızlığı olarak değerlendirilmemelidir.
HPV aşısı mevcut HPV enfeksiyonunu tedavi etmek amacıyla kullanılmaz. Yani HPV pozitif bir kişinin aşı olması, o anda saptanmış HPV tipini ortadan kaldıran bir tedavi değildir. Ancak kişinin bir HPV tipiyle karşılaşmış olması, aşının kapsadığı bütün HPV tipleriyle daha önce karşılaştığı anlamına gelmez. Bu nedenle daha önce HPV ile karşılaşmış bazı kişiler de yaşları, aşı geçmişleri ve bireysel durumları doğrultusunda aşıdan yarar görebilir. HPV aşısının yapılıp yapılmayacağı veya aşılama serisinin nasıl tamamlanacağı kişinin yaşına ve önceki dozlarına göre değerlendirilmelidir.
Aşı yapılmış olması da önerilen rahim ağzı kanseri taramalarının bırakılması anlamına gelmez. Aşı ve tarama birbirinin alternatifi değil, rahim ağzı kanserinin önlenmesinde birbirini tamamlayan yaklaşımlardır.
HPV pozitifliğinde sık sorulan sorulardan biri “Virüsü yok eden bir ilaç var mı?” sorusudur.
Çoğu HPV enfeksiyonunda virüsün kendisini doğrudan ortadan kaldıran rutin bir tedavi uygulanmaz. Yönetimin temelini bağışıklık sisteminin enfeksiyonu kontrol altına almasını beklemek ve bu süreçte özellikle yüksek riskli HPV bulunan kişilerde rahim ağzındaki olası hücresel değişiklikleri düzenli takip etmek oluşturur.
Tedavi gereksinimi HPV testinin pozitif olmasına değil, virüsün yol açtığı klinik probleme göre ortaya çıkabilir. Örneğin düşük riskli HPV’ye bağlı genital siğiller varsa bunlara yönelik farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir.
Yüksek riskli HPV’ye bağlı rahim ağzında kanser öncesi hücresel değişiklikler saptanırsa ise değişikliğin derecesine göre takip veya lezyonu tedavi etmeye yönelik girişimler değerlendirilebilir.
Dolayısıyla HPV pozitifliği yönetiminde amaç “virüsü hemen yok etmek” değil, kansere dönüşme potansiyeli olan hücresel değişiklikleri zamanında saptamak ve gerektiğinde tedavi etmektir.
HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü zaman içerisinde bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınır. Bu süreç birkaç ay içerisinde tamamlanabileceği gibi bir veya iki yıla kadar uzayabilir.
Bu nedenle tek bir pozitif HPV testinden birkaç hafta sonra tekrar tekrar test yaptırmak çoğu durumda anlamlı değildir. Kontrol zamanı kişinin HPV tipi ve diğer tarama sonuçlarına göre belirlenmelidir.
Takipte HPV testinin negatife dönmesi olumlu bir gelişmedir. Bununla birlikte kişinin gelecekteki tarama programı yaşı ve önceki sonuçları doğrultusunda devam eder.
HPV’nin kalıcı olması ise mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmez. Ancak persistan yüksek riskli HPV rahim ağzındaki hücresel değişiklik olasılığını artırdığı için daha yakın takip gerektirebilir.
Kontrollerin aksatılmaması bu nedenle HPV yönetiminin en önemli parçalarından biridir.
En önemli nokta, kişiye önerilen kontrol programına uymaktır. İnternette başka bir kişinin “6 ay sonra tekrar test yaptırdım” veya “hemen kolposkopiye gittim” şeklindeki deneyimi sizin takip planınız için geçerli olmayabilir.
Sigara kullanımı rahim ağzı kanseri açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer aldığı için sigaranın bırakılması genel sağlıkla birlikte rahim ağzı sağlığı açısından da önemlidir.
Dengeli beslenme, yeterli uyku ve düzenli fiziksel aktivite genel sağlık ve bağışıklık sistemi açısından yararlıdır. Ancak herhangi bir besinin, vitaminin veya takviyenin HPV’yi kesin olarak vücuttan temizlediği şeklindeki iddialara temkinli yaklaşılmalıdır.
Özellikle internet üzerinde “HPV temizleyen kür”, “HPV’yi yok eden vitamin” veya benzeri ifadelerle sunulan ürünlerin bilimsel kanıtları yeterli olmayabilir.
HPV pozitifliğinde en güvenilir yaklaşım, kanıtlanmamış yöntemlerle virüsü ortadan kaldırmaya çalışmak yerine önerilen tarama ve takip programını sürdürmektir.
HPV testi pozitif çıkan kişilerin başvurması gereken temel bölüm Kadın Hastalıkları ve Doğumdur. HPV tipi, Pap Smear sonucu ve önceki tarama öyküsü değerlendirilerek sonraki adım belirlenir.
Gerekli görülen kişilerde kolposkopik değerlendirme yapılabilir ve şüpheli bir alan saptanması durumunda biyopsi alınabilir. HPV pozitifliği çoğu durumda acil servis gerektiren bir durum değildir ve planlı Kadın Hastalıkları ve Doğum değerlendirmesi uygundur.
Ancak anormal vajinal kanama, cinsel ilişki sonrası tekrarlayan kanama veya farklı jinekolojik yakınmalar varsa bunların HPV sonucundan bağımsız olarak ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
HPV pozitif olmak kanser olduğum anlamına mı gelir?
Hayır. HPV pozitifliği kanser tanısı değildir. HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından zaman içerisinde kontrol altına alınır. Rahim ağzı kanseri açısından daha önemli olan durum, özellikle yüksek riskli HPV enfeksiyonunun uzun süre devam etmesi ve rahim ağzında hücresel değişikliklere yol açmasıdır. Bu nedenle sonuç doğru takip gerektirir ancak tek başına kanser olduğu anlamına gelmez.
HPV pozitifliği aldatma veya sadakatsizlik göstergesi midir?
Hayır. HPV uzun süre hiçbir belirti vermeden bulunabilir ve bugün alınan pozitif test enfeksiyonun ne zaman edinildiğini göstermez. Virüsle yıllar önce karşılaşılmış olması mümkündür. HPV testinden hangi partnerden veya tam olarak ne zaman bulaş olduğunu belirlemek genellikle mümkün değildir. Bu nedenle test sonucunun sadakatsizlik kanıtı olarak yorumlanması doğru değildir.
HPV pozitifliği kendiliğinden negatife dönebilir mi?
Evet. HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından zaman içerisinde kontrol altına alınır ve sonraki testlerde HPV saptanmayabilir. Bu süreç çoğu kişide bir veya iki yıl içerisinde gerçekleşebilir. Ancak bazı yüksek riskli HPV enfeksiyonları daha uzun süre kalıcı olabilir. Bu nedenle testin negatife dönmesini beklerken önerilen kontrollerin aksatılmaması önemlidir.
HPV 16 veya HPV 18 pozitifliği önemli midir?
Evet. HPV 16 ve HPV 18 rahim ağzı kanseriyle en güçlü ilişkili yüksek riskli HPV tipleri arasındadır ve dünya genelindeki rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 70’iyle ilişkilidir. Bu tiplerden biri saptandığında sitoloji normal olsa bile kolposkopik değerlendirme gündeme gelebilir. Ancak takip kararı kişinin tüm sonuçları ve önceki tarama öyküsüyle birlikte verilmelidir.
HPV pozitif olan herkese kolposkopi yapılır mı?
Hayır. Kolposkopi gereksinimi HPV genotipi, sitoloji sonucu, önceki tarama sonuçları ve kişinin genel risk düzeyine göre belirlenir. HPV 16 veya 18 pozitifliği kolposkopi açısından daha güçlü bir neden olabilir. Diğer yüksek riskli HPV tiplerinde sitoloji normal ve risk düşükse belirli bir süre sonra HPV temelli testin tekrar edilmesi yeterli olabilir. Bu nedenle kolposkopi kararı bireyselleştirilmelidir.
HPV aşısı pozitif HPV testini tedavi eder mi?
Hayır. HPV aşısı mevcut enfeksiyonu tedavi etmek amacıyla kullanılmaz. Bununla birlikte kişinin bir HPV tipiyle enfekte olmuş olması aşının içerdiği bütün tiplere karşı bağışıklık geliştirdiği anlamına gelmez. Bu nedenle bazı HPV pozitif kişiler yaş ve aşı geçmişleri doğrultusunda aşıdan hâlâ yarar görebilir. Aşılama kararı sağlık profesyoneliyle birlikte verilmelidir.
HPV pozitifliği oldukça sık karşılaşılan bir test sonucudur ve tek başına rahim ağzı kanseri anlamına gelmez. HPV enfeksiyonlarının önemli bir bölümü bağışıklık sistemi tarafından zaman içerisinde kontrol altına alınır ve sonraki testlerde saptanmayabilir.
Rahim ağzı kanseri açısından asıl önem taşıyan durum, özellikle yüksek riskli HPV enfeksiyonunun kalıcı hâle gelmesi ve zaman içerisinde rahim ağzı hücrelerinde değişiklik oluşturmasıdır.
Bu nedenle HPV pozitifliğinde amaç korkuya dayalı bir yaklaşım oluşturmak değil; HPV genotipini, Pap Smear veya sitoloji sonucunu, önceki tarama geçmişini ve kişisel riskleri birlikte değerlendirerek uygun takip planını oluşturmaktır.
HPV 16 ve HPV 18 gibi yüksek riskli tiplerde daha ayrıntılı değerlendirme gerekebilir. Diğer yüksek riskli tiplerde ise sitoloji ve kişinin önceki sonuçlarına göre test tekrarı veya kolposkopi planlanabilir.
HPV testinin ne zaman pozitifleştiği virüsün ne zaman veya kimden bulaştığını göstermez. Benzer şekilde HPV aşısı mevcut enfeksiyonu tedavi etmese de uygun kişilerde gelecekte farklı HPV tiplerine karşı korunmaya katkıda bulunabilir.
HPV pozitifliğinde en önemli yaklaşım, kontrol programını aksatmamak ve kanıtlanmamış “HPV temizleme” yöntemleri yerine bilimsel takip sürecine uymaktır.
Önemli Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Detaylı bilgi ve kişisel sağlık değerlendirmesi için mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurmalısınız.
Bu makale Batı Anadolu Central Hospital Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.
Son Güncelleme: Ekim 2026