Periton, karın boşluğundaki organları çevreleyen ince, şeffaf bir zardır. Bu zar, mide, bağırsaklar, karaciğer ve diğer organların birbiriyle temasta kaygan şekilde hareket etmesini sağlar. Aynı zamanda koruyucu bir bariyer görevi görür, enfeksiyonlara karşı savunma mekanizmasını destekler. Peritonun iltihaplanması sonucu peritonit oluşur. Bu durum vücutta ciddi enfeksiyon yanıtı oluşturur ve tedavi edilmezse sepsis (kan zehirlenmesi) ve çoklu organ yetmezliği gibi ölümcül komplikasyonlara yol açabilir.
Periton iki tabakadan oluşur: visseral periton (organları kaplayan kısım) ve parietal periton (karın duvarını döşeyen kısım). Bu tabakalar arasındaki boşlukta az miktarda sıvı bulunur ve bu sıvı organların sürtünmesini önler.
Periton, bakterileri fagosite edebilme (yutma) özelliği sayesinde enfeksiyonlara karşı direnç sağlar. Ancak bu bariyer delindiğinde veya bozulduğunda enfeksiyon hızla yayılır.
Peritonit, periton zarının bakteriyel, fungal veya kimyasal nedenlerle iltihaplanmasıdır. Genellikle karın içi organlardan yayılan enfeksiyonlarla başlar.
Primer (spontan) peritonit
Genellikle karaciğer sirozu olan hastalarda görülür. Karın boşluğunda biriken sıvıda bakteriler çoğalarak iltihap oluşturur. Genellikle E. coli ve Klebsiella gibi bakteriler etkilidir.
Sekonder peritonit
En sık görülen türdür. Mide veya bağırsak delinmesi, apandisit, divertikülit gibi nedenlerle mikroorganizmalar doğrudan karın boşluğuna yayılır.
Tersiyer/tekrarlayan peritonit
Tedavi edilmesine rağmen tekrarlayan veya kontrol altına alınamayan enfeksiyonlardır. Özellikle yoğun bakım hastalarında ve zayıf bağışıklığa sahip kişilerde görülür.
Mide/bağırsak delinmeleri ve cerrahi komplikasyonlar
Mide ülseri, bağırsak tıkanıklığı veya travma sonucu oluşan delinmeler, mide içeriğinin karın boşluğuna sızmasına yol açar. Bu durum sekonder peritonitin başlıca nedenidir.
Periton diyalizi ilişkili nedenler
Böbrek yetmezliği nedeniyle periton diyalizi yapan hastalarda, diyaliz kateteri yoluyla bakteriler karın boşluğuna girebilir. Steril teknik hataları enfeksiyona zemin hazırlar.
Karaciğer sirozu ve asit ilişkili enfeksiyon
Karaciğer sirozu olan hastalarda karın boşluğunda sıvı (asit) birikir. Bu sıvı bakterilerin çoğalması için uygun ortam sağlar.
Erken belirtiler
Ani başlayan karın ağrısı ve hassasiyet
Ateş, titreme, bulantı ve kusma
İştahsızlık ve gaz çıkaramama
Karında şişkinlik ve kas sertliği
İleri/sistemik belirtiler
Nabızda hızlanma ve tansiyon düşüklüğü
Bilinç bulanıklığı, halsizlik
Karın duvarında “tahta karın” görünümü
Şiddetli vakalarda sepsis gelişimi
Çocuklar, yaşlılar ve immün yetmezliklilerde farklı sunum
Yaşlı ve bağışıklığı baskılanmış hastalarda belirtiler daha silik olabilir. Bu nedenle tanı sıklıkla gecikir.
Diyaliz hastaları ve kateter kullanımı
Periton diyalizi yapan hastalarda sterilizasyon eksikliği enfeksiyona neden olabilir. Kateterin uzun süreli kullanımı da riski artırır.
Kronik karaciğer hastalığı, diyabet, immünosupresyon
Bu gruplarda enfeksiyonlara karşı bağışıklık zayıftır. Ayrıca mide-barsak mukozasında geçirgenlik artar, bakterilerin karın boşluğuna geçişi kolaylaşır.
Fizik muayene bulguları
Karın palpasyonunda ağrı, kas gerginliği ve defans tipiktir. Hastalar hareket etmekte zorlanır.
Laboratuvar testleri
Yüksek beyaz kan hücresi (lökosit) ve C-reaktif protein (CRP) değerleri enfeksiyonun göstergesidir. Kan kültürleri bakteriyel kaynağı belirler.
Paracentez ve karın sıvısı analizi
Karın boşluğundan alınan sıvı incelenir. Lökosit yüksekliği ve bakteri varlığı tanıyı doğrular.
Görüntüleme (USG, BT)
Ultrason veya bilgisayarlı tomografi ile bağırsak delinmeleri, apseler veya sıvı birikimi tespit edilir.
Geniş spektrumlu intravenöz antibiyotikler
Tedavi hemen başlatılmalıdır. Ampirik olarak geniş spektrumlu antibiyotikler uygulanır (örneğin seftriakson, piperasilin-tazobaktam). Kültür sonuçlarına göre ilaç değişimi yapılır.
Sıvı-elektrolit desteği ve hemodinamik stabilizasyon
Hastada sıvı kaybı, tansiyon düşüklüğü ve elektrolit bozukluğu olabilir. Damar yoluyla sıvı takviyesi ve destek tedavisi uygulanır.
Bağırsak delinmesi ve intraabdominal kontaminasyon
Bağırsak, mide veya safra kesesi delinmelerinde enfekte bölge onarılır. Gerekirse laparotomi (açık cerrahi) uygulanır.
Karın içi apselerin drenajı
BT veya ultrason eşliğinde apseler boşaltılır. Enfekte sıvı karın boşluğundan uzaklaştırılır.
Diyaliz sıvısı değişikliği ve kateter yönetimi
Enfekte sıvı boşaltılır, yeni steril sıvı uygulanır. Kateter kontaminasyonu varsa çıkarılması gerekebilir.
Diyaliz sonlandırma ve yeniden başlama kriterleri
Tedavi tamamlanmadan diyalize devam edilmesi enfeksiyonu artırabilir. İyileşme sonrası yeniden başlanır.
Beslenme desteği ve mobilizasyon
Yeterli kalori ve protein alımı iyileşmeyi hızlandırır. Yatağa bağımlı kalmamak komplikasyon riskini azaltır.
Enfeksiyon kontrolü ve yara bakımı
Cerrahi sonrası yara bölgesinin steril tutulması enfeksiyonun tekrarlamasını önler.
Sepsis ve çoklu organ yetmezliği
Tedavi edilmezse bakteriler kana yayılır ve organlar işlevini kaybeder. Bu durum ölümcül olabilir.
Kronik peritonit ve periton yapışıklıkları
Tekrarlayan enfeksiyonlar periton zarında kalınlaşma ve yapışıklıklara neden olabilir. Bu durum bağırsak hareketlerini kısıtlar.
Diyaliz hijyeni ve kateter bakımı
Eller yıkanmalı, diyaliz bağlantıları steril ortamda yapılmalıdır.
Cerrahi sonrası takip ve erken başvuru uyarıları
Ameliyat sonrası ağrı, ateş veya şişlik fark edilirse vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.
Peritonit bulaşıcı mı?
Hayır. Ancak vücuttaki enfeksiyon karın zarına yayılabilir.
Tedavi edilmezse ne olur?
Sepsis, organ yetmezliği ve ölüm riski oluşabilir.
Peritonit ne kadar sürede iyileşir?
Genellikle 10–14 gün antibiyotik tedavisiyle düzelir, ancak cerrahi gerektiren durumlarda süreç uzayabilir.
Peritonit, erken tanı ve hızlı tedaviyle tamamen iyileşebilen, ancak gecikirse ölümcül olabilen bir hastalıktır. Karın ağrısı, ateş ve sertlik gibi belirtiler göz ardı edilmemelidir. Zamanında tedavi, uygun antibiyotik ve cerrahi müdahale ile yaşam kurtarılabilir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve hijyen, peritonit riskini en aza indirir.
Önemli Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Detaylı bilgi için mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.