Skleroterapi Nedir? Tanı, Uygulama Süreci ve Modern Tedavi Yaklaşımları
Lütfen Bekleyin

Skleroterapi Nedir? Tanı, Uygulama Süreci ve Modern Tedavi Yaklaşımları

Skleroterapi Nedir? Tanı, Uygulama Süreci ve Modern Tedavi Yaklaşımları

Skleroterapi, özellikle kılcal varis ve retiküler venlerin tedavisinde damar içine verilen sklerozan madde ile hedef damarın kontrollü olarak kapatılmasını sağlayan girişimsel bir yöntemdir. Doğru hasta seçimi ve venöz haritalama yapıldığında hem kozmetik görünüm hem de bacak yakınmalarında belirgin iyileşme sağlanabilir. Tedavinin başarısı, kişiye özel planlama ve düzenli takip ile yakından ilişkilidir.


Skleroterapi Nedir?

Skleroterapi; yüzeyel toplardamarlardaki genişlemelerin, damar içine özel bir ilaç enjekte edilerek kapatılması esasına dayanan modern bir tedavi yöntemidir. Bu işlemde verilen sklerozan madde, damar iç yüzeyinde kontrollü bir hasar oluşturarak “endotel hasarı–tromboz–fibrozis” sürecini başlatır ve damar zaman içinde büzüşerek vücut tarafından devre dışı bırakılır.

Günümüzde skleroterapi yalnızca kozmetik bir girişim olarak değil, uygun olgularda semptom kontrolüne de katkı sağlayan tıbbi bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Literatürdeki geniş kapsamlı çalışmalar göstermektedir ki, doğru endikasyonla uygulanan skleroterapi sonrası hastaların önemli bir bölümünde hem görünüm hem de bacakta ağırlık, yanma ve dolgunluk hissinde belirgin azalma gözlenmektedir.

Bu yöntemin önemli bir özelliği, tek tip bir uygulama olmamasıdır. Sıvı skleroterapi ve köpük (foam) skleroterapi en sık kullanılan iki formdur. Hangi yöntemin tercih edileceği; damarın çapına, yerleşimine, eşlik eden venöz yetmezliğe ve hastanın genel risk profiline göre belirlenir. Bu nedenle skleroterapi, standart bir enjeksiyon işlemi değil, planlama gerektiren bir tedavi sürecidir.


Skleroterapi Neden ve Hangi Durumlarda Yapılır?

Skleroterapi en sık kılcal varisler (telanjiektaziler), retiküler venler ve küçük–orta çaplı variköz dalların tedavisinde uygulanır. Bununla birlikte seçilmiş hastalarda ultrason eşliğinde daha büyük ven segmentlerine yönelik köpük skleroterapi de gündeme gelebilir.

Klinik pratikte hastaların önemli bir kısmı kozmetik kaygılarla başvursa da, birçok hastada bacaklarda sızlama, yanma, gece krampları ve dolgunluk hissi gibi fonksiyonel yakınmalar da bulunur. İlginç şekilde, literatürde küçük damar genişlemelerinin bile bazı hastalarda belirgin semptomlara yol açabildiği gösterilmiştir. Bu nedenle tedavi planı yapılırken yalnızca görüntü değil, hastanın şikâyet profili de dikkate alınmalıdır.

Ana safen ven yetmezliği bulunan seçilmiş olgularda köpük skleroterapi bir seçenek olabilir. Literatürde 12 aylık takipte büyük safen vende tam kapanma oranlarının yaklaşık %74–75 civarında bildirildiği çalışmalar mevcuttur. Ayrıca daha uzun dönem izlemde bazı kohortlarda 5 yıllık hastalıksız süre yaklaşık %77,7 olarak rapor edilmiştir. Bu veriler, yöntemin etkinliğini desteklemekle birlikte uygun hasta seçiminin kritik olduğunu göstermektedir.


Not: Hastalarımın önemli bir bölümü skleroterapiyi yalnızca estetik bir işlem olarak düşünür. Oysa bazı durumlarda görünen kılcal damarların arkasında daha yukarıdan beslenen bir venöz yetmezlik olabilir. Eğer bu kaynak sorun tespit edilmeden sadece yüzey tedavisi yapılırsa kısa sürede yeni damarların belirginleşmesi mümkündür. Bu nedenle işlem öncesi değerlendirme, tedavinin en önemli aşamasıdır.


Skleroterapi Öncesi Değerlendirme ve Tanı

Skleroterapide doğru tanı, aslında hangi damarın hangi teknikle tedavi edileceğini belirleme sürecidir. İlk adım ayrıntılı hasta öyküsüdür. Şikâyetlerin süresi, ayakta kalmakla artıp artmadığı, önceki varis tedavileri, gebelik öyküsü, ailede varis varlığı ve kullanılan ilaçlar dikkatle sorgulanır. Özellikle kan sulandırıcı kullanımı ve pıhtı öyküsü tedavi planını doğrudan etkileyebilir.

İkinci aşama ayakta yapılan fizik muayenedir. Damarlar ayakta daha belirgin hale geldiği için hastalığın gerçek yaygınlığı bu pozisyonda değerlendirilir. Ciltte renk değişikliği, ödem, egzama veya iyileşmeyen yara gibi kronik venöz yetmezlik bulguları dikkatle incelenir. Bu değerlendirme, hastalığın evresini anlamak açısından kritik öneme sahiptir.

Üçüncü ve çoğu zaman belirleyici basamak venöz Doppler ultrason incelemesidir. Özellikle yaygın retiküler venleri olan, diz üstü varisleri bulunan veya belirgin semptom tarifleyen hastalarda Doppler haritalama tedavi stratejisini önemli ölçüde değiştirir. Literatürde, ana reflü kaynağı tespit edilmeden yapılan yüzeyel tedavilerin nüks algısını artırabildiği vurgulanmaktadır.


Not: Skleroterapi öncesi hastalar en çok “iğne acısı” konusunda endişe eder. Kullanılan iğneler oldukça incedir ve çoğu hasta işlemi rahat tolere eder. Benim klinik yaklaşımımda öncelik ağrı değil, doğru damar haritalamasıdır. Çünkü en konforlu işlem bile yanlış damara yapıldığında beklenen faydayı sağlamaz.


Skleroterapi Nasıl Uygulanır?

Skleroterapi genellikle poliklinik koşullarında gerçekleştirilen kısa süreli bir işlemdir. Önceden belirlenen hedef damar antiseptik solüsyonla temizlenir ve çok ince iğnelerle sklerozan madde damar içine verilir. Seans süresi, tedavi edilen damar sayısına göre değişmekle birlikte çoğu zaman kısa sürer.

Köpük skleroterapi uygulanacaksa ilaç özel teknikle köpük formuna getirilir. Gerekli durumlarda ultrason eşliğinde damara verilerek ilacın doğru segmentte ilerlemesi sağlanır. Ultrason rehberliği özellikle daha geniş damarların tedavisinde etkinlik ve güvenliği artıran önemli bir adımdır.

İşlem sonrasında çoğu hastada kompresyon çorabı veya bandaj kullanımı önerilir. Kompresyon, kapanan damar duvarlarının birbirine temasını artırarak tedavi başarısını destekler. Kompresyon süresi her hastaya göre değişir; standart ve herkese aynı süre uygulanması doğru değildir.


Skleroterapide Etkinlik ve Başarıyı Belirleyen Faktörler

Skleroterapinin başarısı, tedavi edilen damar tipine ve altta yatan venöz patolojiye bağlıdır. Kılcal ve retiküler venlerde uygun teknikle belirgin kozmetik iyileşme beklenirken, truncal venlerde hedef reflünün kontrol altına alınmasıdır. Literatürde, doğru hasta seçimi yapıldığında köpük skleroterapinin truncal venlerde 12 ayda %74–75 civarında kapanma sağlayabildiği bildirilmektedir.

Başarıyı artıran temel unsurlar; doğru endikasyon, ayrıntılı Doppler haritalama, uygun sklerozan konsantrasyonu, doğru enjeksiyon tekniği ve işlem sonrası kompresyon uyumudur. Ayrıca hastanın yaşam tarzı faktörleri de uzun dönem sonuçları etkiler. Düzenli yürüyüş yapan, kilo kontrolünü sağlayan ve uzun süre hareketsiz kalmaktan kaçınan hastalarda yeni damar oluşumunun daha az olduğu gösterilmiştir.

Uzun dönem takip çalışmalarında bazı hastalarda ek tedavi ihtiyacı doğabileceği de vurgulanmaktadır. Bu durum çoğu zaman tedavinin başarısızlığı değil, venöz hastalığın kronik ve ilerleyici doğası ile ilişkilidir.


Not: Skleroterapi sonrası hastaların en sık sorduğu soru “tamamen geçecek mi?” olur. Klinik deneyimime göre en doğru yaklaşım, gerçekçi beklenti oluşturmaktır. Amaç yalnızca görüntüyü düzeltmek değil, bacak sağlığını uzun vadede dengelemektir. Planlı takip ve gerektiğinde ek seanslar, tedavinin doğal bir parçası olarak görülmelidir.


Olası Yan Etkiler ve Riskler

Skleroterapi genel olarak güvenli kabul edilen bir yöntemdir; ancak her tıbbi girişimde olduğu gibi bazı yan etkiler görülebilir. En sık karşılaşılan durumlar iğne yerinde morarma, geçici hassasiyet, damar boyunca sertlik hissi ve ciltte geçici renk koyulaşmasıdır. Bazı hastalarda ince yeni kılcal damar ağı (matting) gelişebilir ve çoğu zaman zamanla geriler.

Daha nadir komplikasyonlar arasında derin ven trombozu yer alır. Literatürde bu riskin yaklaşık %1–3 aralığında bildirildiği çalışmalar bulunmaktadır. Çok nadir olarak alerjik reaksiyonlar veya ciddi vasküler olaylar rapor edilmiştir. Bu nedenle hasta seçimi ve işlem tekniği büyük önem taşır.

Ciltte doku hasarı genellikle ilacın damar dışına kaçmasıyla ilişkilidir ve deneyimli uygulayıcılar tarafından bu risk belirgin şekilde azaltılabilir. Skleroterapinin basit bir kozmetik işlem olarak görülmemesi, güvenli uygulama açısından kritik bir noktadır.


İyileşme Süreci ve Takip

İyileşme süreci tedavi edilen damarın çapına göre değişir. Kılcal damarlarda kozmetik düzelme birkaç hafta içinde belirginleşirken, daha geniş damar segmentlerinde sertlik ve renk değişikliğinin gerilemesi daha uzun sürebilir. Bu süreçte yürüyüş genellikle önerilir; çünkü venöz dönüşü destekler.

Takip muayeneleri tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kontrollerde kalan damarlar değerlendirilir, olası yan etkiler gözden geçirilir ve gerekirse ek seans planlanır. Özellikle truncal ven tedavilerinde Doppler ile kapanma kontrolü önemlidir.

Uzun vadede kilo kontrolü, düzenli hareket, uzun süre hareketsiz ayakta kalmaktan kaçınma ve uygun durumlarda kompresyon çorabı kullanımı nüks riskini azaltmaya yardımcı olur.


Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Skleroterapi kalıcı bir çözüm müdür?
Skleroterapi ile kapatılan damar genellikle yeniden açılmaz; ancak venöz hastalık kronik bir süreçtir. Altta yatan venöz yetmezlik devam ediyorsa zaman içinde yeni damarlar belirginleşebilir. Bu nedenle kalıcılık, doğru tanı, uygun teknik ve düzenli takip ile yakından ilişkilidir.

Skleroterapi sonrası ağrı olur mu?
Çoğu hastada ağrı hafif düzeydedir ve kısa sürelidir. İğne giriş yerinde hassasiyet veya damar boyunca sertlik hissi görülebilir. Genellikle hastalar aynı gün günlük yaşamlarına dönebilir; ancak hekimin önerdiği süre boyunca yoğun egzersiz ve sıcak ortamlardan kaçınılması önerilir.

Skleroterapi herkes için uygun mudur?
Her hasta için uygun değildir. Aktif enfeksiyon, gebelik, ciddi pıhtılaşma bozukluğu veya bazı damar hastalıklarında işlem ertelenebilir ya da alternatif yöntemler tercih edilebilir. Bu nedenle işlem öncesi hekim değerlendirmesi mutlaka gereklidir.

Köpük skleroterapi mi sıvı skleroterapi mi daha etkilidir?
Etkinlik, damarın özelliklerine bağlıdır. Küçük kılcal damarlarda sıvı form yeterli olabilirken, daha geniş damar segmentlerinde köpük formu tercih edilebilir. Doğru yöntem seçimi, Doppler bulguları ve damar anatomisine göre yapılır.

Skleroterapi sonrası ne zaman sonuç görülür?
Kılcal damarlarda düzelme genellikle birkaç hafta içinde fark edilir. Daha büyük damarların tamamen gerilemesi ise birkaç ay sürebilir. Nihai sonuç çoğu hastada planlanan seanslar tamamlandıktan sonra değerlendirilir.


Sonuç

Skleroterapi, uygun hasta seçimi ve doğru teknikle uygulandığında kılcal ve retiküler varislerde etkili ve güvenli bir tedavi yöntemidir. Tedavinin başarısı yalnızca enjeksiyona değil; doğru tanıya, kişiye özel planlamaya ve düzenli takibe bağlıdır. Gerçekçi beklenti ve multidisipliner yaklaşım, uzun vadeli hasta memnuniyetinin temelini oluşturur.

Önemli Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Detaylı bilgi için mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.

Bu makale Batı Anadolu Central Hospital Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.  

Son Güncelleme: Şubat 2026